Gönderen Konu: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)
 (Okunma sayısı 1269 defa)

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)
« : Ocak 12, 2010, 02:42:52 S »
Jinekolojik Kontrol ve amaçları

Amaç: Jinekolojik kontroller ülkemizde halen rutine yerleşmemiştir. Yani birçok kadın hala bir problemi olduğunda jinekologa gider. Bu kontrollerin amacı özellikle rahim ve yumurtalıklarla ilgili sorunları ortaya koymak ve varolan sorunların takip edilmesidir. Bilindiği gibi rahim ve yumurtalıklar karın içinde yerleşmiş organlardır ve sorunları her zaman bir belirti vermeyebilir. İlaveten her ay sürekli değişim gösteren bu organlarda erken devrede saptanan sorunların önüne geçilmesi daha kolay olmaktadır.

Ne zaman başlamalı ve ne sıklıkta yaptırılmalıdır ?

İlk adet kanaması olan kızların senede bir defa kontrolü yeterlidir. Evlenmiş veya cinsel yaşamı başlamış olan kadınlarda ise 6 ayda bir jinekolojik kontrol yaptırması önerilmektedir. Herhangi bir sorun açısından takip yapılıyorsa bu aralıklar hekim tarafından sıklaştırılabilir.

Jinekolojik kontrolde hangi organlar kontrol edilmektedir?

Jinekolojik muayenede vagina dış ve iç bölgesi, rahim dış kanalı, rahim ve yumurtalıklar kontrol edilmektedir. Ayrıca her jinekolojik kontrolde meme muayenesi(memede kitle ve sıvı gelmesi kontrol edilir) ve tiroid bezi(guatr açısından) kontrol edilmektedir. Senede bir vaginal smear testi yaptırılması önemli bir konudur. Zira cinsel hayatı başlamış olan kadınlarda bu test özellikle rahim dış kanalı kanseri açısından kolay, ucuz bir testtir. Her jinekolojik muayeneye ilaveten jinekolojik ultrasonografi yapılması da önemlidir. Çünkü özellikle klolu kadınlarda rahim ve özellikle yumurtalıkların normal büyüklükte olup olmadığını bildiren en önemli yöntemdir.

Kontrollerde hangi testler yapılmalıdır ?

Herhangi bir sorun saptanmamışsa senede bir vaginal smear testi ve ultrasonografi muayeneye ilaveten yapılabilir. Menopozda ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda senelik mamografi de yapılmaktadır. Özellikle yakınlarında meme kanseri saptanan kadınlarda 30 yaşından itibaren periyodik mamografi yapılması önerilmektedir. Bunun dışında soruna yönelik testler hekim tarafından size önerilecektir.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #1 : Ocak 13, 2010, 04:04:01 S »
rahim kanseri
Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

kanser
Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz. - Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar - Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler - İyileşmeyen yaralar - Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük - Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları - Ben ve siğillerde görülen değişmeler. Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir. - Beyin ve omurilikte %1 - Ciltte %10 - Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6 - Memelerde %14 - Sindirim sisteminde %25 - Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 - Karaciğer ve safra kesesinde %3 - Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir. Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti. Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #2 : Ocak 18, 2010, 11:33:10 »
Kadınlarda Üreme Sağlığı
 Doğumdan itibaren erkeğin ve kadının üreme sağlığını tehdit eden şeyler vardır.
Doğumdan itibaren erkeğin ve kadının üreme sağlığını tehdit eden şeyler vardır. Bunların başında ailelerin dikkatsizlikleri gelir. Bu nedenle üreme sağlığını korumak çok kolaydır. Biraz dikkat yeterlidir.

Kadınlarda üreme sağlığını tehdit eden durumlar;

1. Bazen aileler ısrarla oğulları olsun ister. İşte bu durumda doğan kız çocukları eğer anne ve baba tarafından yeterli ilgiyi göremezlerse sağlıkları tehlikeye girer. Bu durum üreme sağlığını da etkiler. Beslenmesine önem verilmeyen kız çocukları iyi gelişemez. Hasta olduğunda doktora ...ürülmeyen, gerekli tedavi yapılmayan kız çocuklarının büyümesi yavaşlar. Büyüme ve gelişme geriliği kız çocuğunun tüm hayatını etkiler. Yaşı ilerleyip evlendiğinde gebeliği ve doğumu zor olur. Bebeğini besleyemez, gebelik ve doğumda hayatını kaybedebilir.

2. Bebekler sağlık kuruluşunda doğarsa ilk muayeneleri doktor veya hemşire tarafından yapılır. Muayene sırasında eğer kalça çıkığı varsa saptanır. Anne babalar da buna dikkat etmelidir. Özellikle kız bebeklerde tedavi edilmeyen kalça çıkığı üreme sağlığını tehdit eder. Tedavi edilmeyen kalça çıkığı kalıcı sakatlığa dönüşebilir ve ilerde normal doğum yapması güçleştirebilir.

3. Kadınlarda üreme sağlığını tehlikeye sokan şeylerden biri de erken gebeliklerdir. Henüz vucudu bir çocuğu besleyebilecek kadar gelişmemiş ya da kendi gelişmesini tamamlamamış genç kızlarda gebelik tehlikelidir.

Genç yaşlarda olan gebelikler(18'den küçük yaşlarda); annenin ölüme yol açan kanamalar yapabilir. Ayrıca, annede uzun süren iltihaplanmalara, bebekte zayıf ve erken doğuma, ölü doğuma ve annenin ölümüne yol açabilirler.

4. Sık doğumlar(2 yıldan sık aralıklarla olan gebelikler) ve fazla doğumlar(4'den fazla doğum);

annede kanama, iltihaplanma, üreme organlarında yırtıklar, düşükler, kansızlık ve anne ölümlerine neden olur.

bebekte düşük kilolu doğum, ölü doğum, erken doğum gibi tehlikelere yol açar.

5. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ,kadında anne ve bebek sağlığını tehdit ederler. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların etkisiyle düşükler, ölü doğumlar, üreme organlarında kanserler, kısırlık ve ölüm görülebilir. Bu hastalıkların etkisi kadında erkektekinin iki katıdır. Çünkü hem anneye hem de bebeğe zarar verir. Bu hastalıklardan korunmayı bilmeli zamanında tedavi edilmelidir. Hastalıkların erken farkedilmesi hayat kurtarıcıdır. (Bu konudaki ayrıntılı açıklama broşürümüzün "cinsel yolla bulaşan hastalıklar bölümünde vardır.)

6. Kadınlar bazı ailelerde şiddete maruz kalmaktadır. Bu olay bir toplumsal. Eğer kadın buna karşı kendini koruyamaz, ailesine ya da yasalara sığınamazsa karşılaştığı şiddet sakatlanmalara, düşüklere, ölü doğumlara ve anne ve bebeğin hayatını kaybetmesine yol açabilir.

7. Kadının ve ailenin yaşamındaki en önemli olaylardan biri gebelik ve doğumdur. Gebelik ve doğum tamamen tehlikesiz olaylar değildir. Gebelik, doğum ve lohusalıkta ortaya çıkan sağlık sorunları önemsenmezse anne ve bebek ölümleri olabilir. Gebelik sırasında annenin ve bebeğin sağlıklı olup olmadığının takip edilmesi gerekir. Gebelik takibinde bebeğin gelişmesi, annenin idrarı ve kanı ile tansiyonu izlenir. Böylece gebelik zehirlenmesi gibi olabilecek tehlikeler önceden önlenebilir.

Her kadın gebeliği süresince en az altı kez kontrol yaptırılmalı ve doğum, mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılmalıdır.

8. İstenmeyen gebelikler yetişkin kadının hayatında önemli bir sorundur. Şüphesiz doğan her çocuk anne ve babası tarafından çok sevilir. Ancak planlanmamış veya anne sağlığını tehdit eden gebelikler mutsuzluk ve tehlike yaratır. Kadınlar bazen, istenmeyen gebeliklerden kurtulmak için kendikendine düşük yapmaya çalışırlar. Bu ise şiddetli kanamalara, kadının ölümüne, kısırlığa ve üreme organlarında enfeksiyonlara neden olur. Modern gebelikten korunma yöntemlerini kullanmak, istenmeyen gebeliklerden ve sonuçlarından korur. (Bu konudaki ayrıntılı açıklama broşürümüzün "aile planlaması" bölümünde vardır.)

9."Menopoz" kadında 45-55 yaşları arasında görülen adetten kesilme dönemidir. Bu dönemde kadında yumurtlama ve adet durur. Kadınlık hormonları azalır. Menapoz kadının tüm vücudunu etkiler. Kadınlık hormonları azaldığı için, kemiklerde eğrilik, eklem ve kemik ağrıları, boyda kısalma, ciltte kuruma, üreme organlarında kuruluk ve daha kolay iltihaplanmalar, kap ve damar hastalıklarında artış görülebilir. Ayrıca ateş basması, sıkıntı bu dönemin özelliklerindendir. Bu dönem Doktor kontrolünde verilen ilaçlarla rahat geçirilebilir.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde üreme sağlığını tehdit eden şeylerin başında bilgisizlik ve kendisiyle ilgilenmeme gelir. Bu nedenle hem kız hem de erkek çocukları okutulmalı ve iş-güç sahibi olmaları için desteklenmelidir. Doğru bilgileri almak ve sağlık hizmeti alabilecek ekonomik güce sahip olmak hem kadının hem de erkeğin üreme sağlığını korumasını sağlar.

 
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #3 : Ocak 27, 2010, 11:49:59 »
Doğum Kontrolü: Sakıncalı Uygulamalar
 Kadının yumurta hücresi ile erkek tohum hücresinin birleşmesine mani olan uygulamalara gebeliği önleyici yöntemler denilir
Hazneyi yıkama

Kadınların gebe kalmamak amacıyla cinsel ilişkiden sonra hazneyi su bazen de su ve sabunla yıkamasıdır. Gebeliği önlemede hiç bir etkisi yoktur. Aksine kadının mikrop kapmasına yol açabilir.

Hazneye limonlu pamuk yerleştirme

Kadınların gebe kalmamak amacıyla cinsel ilişkiden önce hazneye limonla , sirkeyle ya da aspirinli suyla ıslatılmış pamuk yerleştirmeleri. Bu uygulamanın gebeliği önlemede hiç bir etkisi olmadığı gibi kadının mikrop kapmasına yol açar. Tehlikeli sonuçlar yaratabilir.

 
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #4 : ubat 22, 2010, 03:07:14 S »
40 Yaş Üzeri Kadınlarda Beslenme ve Sağlık
 Ülkemizde 40 yaş üstü kadınlar önemli sağlık riskleri ile karşı karşıyadır
Ülkemizde kadınların karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri yer almaktadır.

Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenme, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer almaktadır.

Yeterli ve dengeli beslenilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt; et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller; sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir.

Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır. Sigara, öldürücü zararları nedeniyle çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Alkol tüketimi ise sindirim enzimlerini bozup, karaciğer ve beyin üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Sigara akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol kullanımı ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açmaktadır.

20 yaşın üzerindeki tüm bayanlar ayda bir kez kendi meme kontrollerini yapmalıdır. Bunun için en ideal yöntem, kadınların "kendi kendilerine elle" yapacakları muayenedir. Kadınlar kendi kendilerine elle yapacakları kontrollerde, memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olacakları için memelerinde oluşacak herhangi bir değişikliği hemen fark edeceklerdir.

Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini, adet bitim tarihinde yapmalıdır. Çünkü regl (adet) döneminde meme dokusu yumuşak olur ve herhangi bir kitlenin varlığı kolayca fark edilir. Adetten doğal ya da cerrahi nedenlerle kesilme hali söz konusu ise bu muayene her ayın aynı günü tekrarlanmalıdır. Hormon tedavisi alan kadınlar ise bu muayene için en uygun günün hangisi olduğu konusunda doktorlarına danışmalıdır. Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini ayna karşısında dikkatli bir gözlemle yapmalıdır. Ayna önünde yapılan kontrollerde; memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, memenin rengi, dokusu veya şeklinde değişiklik, meme derisinde kalınlaşma, şişme veya renk değişikliği, meme ucundan akıntı, meme veya meme başında içeriye doğru çekilme durumu tespit edilirse derhal bir hekime başvurulmalıdır.

Kadınlarda ileri yaşın meme kanseri açısından risk faktörlerinin başında yer almaktadır. 40 yaşa gelmiş her kadının kontrol amaçlı mamografi çektirmesi gerekmektedir.

Ülkemizde şişmanlığın özellikle bayanlarda görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Bunun sonucunda da şişmanlığın sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Şişmanlık kan basıncını ve kolesterolü yükseltmekte, kalp damar hastalıkları, felç, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem hastalıklarının ortaya çıkış hızını artırmaktadır.

Yağlar konusunda ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar tercih edilmelidir. Tereyağı, diğer hayvansal yağlar ve margarinlerin çoğu doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini artırırlar. Ayçiçek, soya, mısırözü gibi bitkisel yağların çoğu ise doymamış yağlardır ve kolesterol içermezler. Bu nedenle yemeklerin doymamış yağlarla birlikte zeytinyağı ile pişirilmesi ve tüketimi, sağlık açısından daha yararlıdır. Günlük protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alınmalıdır. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmelidir. Kolesterol miktarı, kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalarda yüksektir. Bu besinler tüketilirken kolesterol içerikleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Posalı besinler sıkça tüketilmelidir. Posanın kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler günlük beslenmede yer almalıdır. Şekerli içecek ve tatlı tüketimi azaltılmalı, şeker içeriği az olan besinler tercih edilmelidir. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, vücut ağırlığının artmasına ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur.

Tuz tüketimine dikkat edilmelidir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Ayrıca fazla tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılmasını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olmaktadır. Tuz tüketimini azaltmak için; lezzetine bakılmadan yemeklere ilave tuz eklenilmemelidir. Tuz içeriği düşük besinler tüketilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.

Vücut ağırlığı dengede tutulmalı, fiziksel aktivite artırılmalıdır. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle vücut ağırlığını normal sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Hareketli bir yaşam sürdürülmeye çalışılmalı; kısa mesafelerde yürümek tercih edilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise asansör ve yürüyen merdivenleri kullanmamaya özen gösterilmeli, her gün en az 30 - 45 dakika yürüyüş yapılmalıdır


 
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #5 : Mart 13, 2010, 11:32:17 »
Kürtaj Tekniği

Gebelik haftası ultrasonla belirlendikten sonra dikkatli bir jinekolojik muayene yapılır. Vajina ve rahimağzı bakterilerden arındırılmak amacıyla dezenfekte edildikten sonra, rahimağzını sabitlemek için plastik bir alet vajinadan yerleştirilir ve lokal anestezik madde uygun olarak rahimağzı içine enjekte edilir, veya genel anestezi için anestezi uzmanı tarafından gerekli işlemler başlatılır.

Daha sonra çok ince plastik kanüller rahimağzından rahim içine ittirilir. Bazen rahimağzı sert olabilir ya da gebelik 6. haftanın üzerinde olması nedeniyle daha geniş çaplı plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda rahimağzını genişletmek için özel "buji" adı verilen aletler kullanılır. Kanül yerleştirildikten sonra kanüle bir enjektör iliştirilir. Enjektörde oluşan vakum yardımıyla rahimin içi vakumla boşaltılır.

10. haftaya yakın olan gebeliklerde bazen rahim içine metal aletler sokularak rahimin tümüyle boşaltıldığından emin olmak gerekebilir, ancak bu çok ender bir durumdur.

Rahimin içi tümüyle boşaltıldıktan sonra kanül çıkarılır, diğer tüm aletler çıkarılır ve hastanın 10 dakika istirahati sağlanır.

Tüm bu kürtaj işlemleri 6. gebelik haftasına kadar olan gebeliklerde 5 dakika, 6 ile 10 arası olan gebeliklerde 5-15 dakika sürer. Bu süre Kadın-Doğum uzmanının çalışma süresidir. Genel anestezi uygulandığında hastanın uyuması, işlemin yapılması ve hastanın kendine gelmesine 20-40 dakika eklenmelidir.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #6 : Mart 29, 2010, 10:29:25 »
Servikal erozyon ("rahimağzı yarası")

Rahimağzı kanalının iç yüzeyini döşeyen epitel hücreleri salgı yapıcı (glanduler) özellikler taşırlarken, vajinanın iç yüzey hücreleri bu dokuyu çeşitli dış etkenlere karşı (bakteriler, virüsler, cinsel ilişkinin "aşındırıcı" etkileri) korumakla görevli yassı epitel (skuamöz) yapıda hücrelerdir. Bu iki ayrı hücre türünün yakın komşulukta olduğu bölgeye değişim bölgesi (transformasyon zonu) adı verilir

Değişim bölgesinde birbirinden farklı bu iki hücre türü değişik yapıları ve davranış özellikleri nedeniyle sürekli birbirleriyle "geçimsiz" durumdadırlar. Kısaca söylemek gerekirse bu bölgede bir hücre türü diğer hücrenin sınırlarının ilerisine geçerek o bölgede kendi hakimiyetini kurmak istemekte ve bu nedenle burada hücreler adeta bir sınır savaşı halinde bulunmaktadırlar. Bölgede sürekli bir yıkım-yenilenme söz konusudur. Bu esnada sürekli olarak bazı hücreler atılır ve yenisiyle değiştirilir.

Halk arasında "yara" olarak bilinen hastalık aslında değişim bölgesinin rahimağzı içindeki salgı yapıcı hücrelerin değişim bölgesindeki zaferinden başka bir şey değildir. Değişim bölgesindeki "savaş" salgı yapıcı hücreler tarafından kazanılmış ve vajinanın yassı epitel hücreleri erozyon yoluyla "eritilmiştir". Bu erime spekulum muayenesinde rahimağzı üzerine "kızarık" bir görünüm kazandırır ve doktor tarafından halk diline "yara" olarak tercüme edilir.

Normalde rahimağzı kanalının içinde vajinanın asit ortamından uzak olarak yaşayan hücreler dışarıya taştıklarında salgılarını yapmaya devam ederler. Salgı yapıcı hücreler sayıca artmış olduklarından yaptıkları salgı miktarı da artar ve bu durum kadının akıntı şikayeti duymasına neden olabilir.

Rahimağzı kanalının doğal salgısı alkalen özellikler taşır. Vajinanın doğal ortamı ise asit özelliktedir. Vajinayı enfeksiyonlara karşı koruyan laktobasil adlı bakteriler yalnızca asit ortamda yaşayabilirler. Rahimağzı kanalının artmış alkalen salgısı vajinanın asit ortamını bozduğunda laktobasillerin sağlıklı bir şekilde çoğalmaları engellenir ve bu da vajinada enfeksiyon ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Sık sık vajinit geçiren kadınlarda altta yatan muhtemel neden bu yüzden bir rahimağzı yarası da olabilmektedir.

Rahimağzı "yarası" akıntı şikayeti dışında bir sorun yaratmayabilir ve çoğu durumda muayene esnasında tesadüfen saptanır. Bazı kadınlarda ise ilişki esnasında kanamaya neden olabilir. Rahimağzı yarası görünüm olara kanser veya kanser öncüsü lezyonlarla karışabileceğinden, saptandığında mutlaka papsmear alınarak durum değerlendirmesi yapılır. Papsmear raporunda da erozyon tanısı doğrulanır.

Erozyon, papsmear incelemesi yapıldıktan sonra mutlaka kriyoterapi ile (dondurarak) koterizasyonla (yakılarak) veya lazer ile buharlaştırılarak giderilmesi önerilen bir durumdur.

Doğum kontrol hapı kullanımı rahimağzı kanalı içindeki salgı yapıcı hücrelerin çoğalmasını kolaylaştırdığından doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahimağzı yarasına nispeten daha sık rastlanmaktadır.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #7 : Mays 12, 2010, 02:43:20 S »
AKINTI patolojik bir sebepten olduğu zaman yalnız miktarının artması ile kalmaz, rengi, bazı hallerde kokusu da rahatsız edicidir. Vulva etrafındaki bezler Bartolin bezleri ile birlikte seksüel hissin arttığı zamanlarda fazla ifraz yaparlar. Çok şişman olanlarda bu akıntı sürekli olabilir. Bu bölgede ödem, kaşıntı, yanma yaparlar ve iltihaba sebep olurlar ki bu takdirde patolojik akıntıdan bahsedilir.

Temizliğe itina etmeyen kadınlarda veya herhangi bir üst kademe üreme yollarının iltihaplı akıntılarında vajinanın normal ortamı değişir ve başka zararlı m*k.-roplar tarafından istila edilirse, haznede normal olmayan iltihap belirtisi (akıntı) meydana gelir. Akıntı sarı yeşilimtırak ve koyu kıvamdadır. Bazen köpüklü ve fena bir kokusu vardır.
Vajinanın iltihaplı akıntılarının sebepleri arasında, sık cinsel temasta bulunmak, çocuk olmaması için; kullanılan ilâçlar, peserlerin beraberinde vajinaya sürüklediği mikroplar sayılabilir. Temizlik düşüncesiyle antiseptik maddelerle yapüan vajina lavajları da haznenin biyolojik değişiminde değişiklik yaparak mikropların yerleşmesini sağlar ve iltihaplanmasına sebep olurlar. Bundan ötürü sık sık lavaj yapmak doğru değildir.

Vajina urları, üst üreme yollarının iltihapları, tümörleri, perine yırtıkları, rahimin yer değiştirmeleri tifo, kızıl, dizanteri, tüberküloz, difteri gibi hastalıklar da vajina iltihabına sebep olabilir. Bazen iltihap olmadığı halde akıntı vardır ki, bu gibi kimselerde doğuştan çocuksu hal (enfantilismus) vardır. P...olojik sebeplerden ötürü olan akıntıların varlığını da kabul edenler vardır
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #8 : Haziran 28, 2010, 09:40:44 »
Kadında cinsel işlev bozuklukları

Toplumda cinsellikle ilgili sorunlar ve cinsel işlev bozuklukları her ne kadar sık görülse de bunların önemli bir kısmı doktora yansıtılmamakta ve bu yüzden de çözümsüz kalmaktadır. Ülkemizde cinsel işlev bozukluklarıyla ilgili yapılan çalışmalar az sayıda olduğundan yurtdışından iki örnekle bu gerçeği vurgulamak istiyorum:

Amerikan kadınları arasında yapılan anket tarzı bir çalışma, birden fazla cevaplı bu ankete cevap veren kadınların %60'ının cinsellikle ilgili problemleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Problemi olan kadınlardan %30'u hiçbir şekilde cinsel istek duymadıklarını ya da isteklerinin az olduğunu, %20'si seksi çok zevk verici bulmadıklarını, %15'i ilişki esnasında acı duyduklarını, %50'si cinsel ilişkiden önce uyarılmakta zorluk çektiklerini, %50'si çok zor orgazm olduklarını, %25'i ise hiçbir şekilde orgazm olamadıklarını belirtmişlerdir. Yine benzer bir çalışmada evliliği yolunda giden kadınların %35'i cinsel ilişkiye karşı ilgilerinin zaman içinde azaldığını, %10'u hiç orgazm olamadıklarını, %47'si ilişki esnasında yeterince gevşeyemediklerini, %38'i ilişki öncesi önsevişme dönemlerinin kısa sürdüğünü, %25'i ise cinsel ilişki sonrası eşlerinden yeterince yumuşaklık ve sevecenlik göremediklerini belirtmişlerdir. Bu çalışmalar her ne kadar toplumumuza bire bir uyarlanamasa da konu hakkında oldukça fikir vericidir.

Cinsel yaşam bu kadar problemli hale gelebilmesine rağmen birçok kadın ve birçok erkek bu konuyu doktoruna açma konusunda isteksizdir. Bu da tedavisi mümkün olan problemlerle ömürboyu yaşamak anl... gelmektedir.

Cinsellikle ilgili diğer rakamlar (Amerika):

Amerikalı kadınların %60'ı ve erkeklerin %70'i 19 yaşına geldiklerinde en az bir kez bir cinsel ilişki yaşamışlardır.
Cinsel olarak aktif olan kadınların yarısı ayda birkaç kez ilişkiye girerken, %30'u haftada iki-üç kez, %7'si ise dört kez ya da daha sık ilişkiye girmekte, %12'si ise senede ancak birkaç kez ilişkiye girmektedir. Tüm kadınların %3'ü ise ömürboyu hiç ilişkiye girmemiştir.
Tüm hayatları boyunca amerikalı erkeklerin %7'si, kadınların ise %4'ünün homoseksüel bir ilişkiye girmiş oldukları tahmin edilmektedir.

 


Genel Bilgiler

Kadında en sık görülen cinsel işlev bozuklukları cinsel isteğin azalması ya da kaybolması, eşin cinsel ilişki arzusuyla kadının arzusu arasında zamansal uyuşmazlık, orgazm bozuklukları, vajinismus, disparoni (ilişkide ağrı) ve erkeğin "cinsel davranışlarından memnun olmama" şeklinde olanlardır. Cinsel işlev bozukluklarını daha iyi anlayabilmek için bu bozuklukları cinselliğin evrelerine göre ayrı ayrı incelemekte fayda vardır:

1. Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar: cinsel istek duymama (frijidite) ya da isteğin azalması

2. Cinsel uyarılma ve orgazmla ilgili bozukluklar

3. Cinsel ilişkide ağrı (vajinismus ve disparoni)

Bu hastalıklardan her biri için birincil (baştan beri varolan) veya ikincil (sonradan ortaya çıkan) ve genel (her zaman varolan) ve özel (partnerle ilişkide ortaya çıkan) ayrımları yapılabilir.

Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar

Bu tür bozukluklarda cinsel arzunun azalması ya da tümüyle ortadan kalkması sözkonusudur. Her ne kadar bir kadında cinsel ilişkiye istek olmasa da cinsel ilişki kadının eşi tarafından başlatıldığında kadın uyarılabilmekte ve orgazm da olabilmektedir. Bu yüzden arzu azalması ile uyarılma ve orgazm bozukluğu ayrımı önemlidir.

Bozukluk sıklıkla normal bir cinsel yaşamı takiben erişkinlikte ortaya çıkmaktadır. Hastalığın ileri durumlarında kadın kendini tümüyle hertürlü cinsel içerikli eylemlerden uzaklaştırarak kendi içine kapanabilir. Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar hem kadında hem de erkekte en sık görülen ve tedavisi en zor cinsel işlev bozukluklarıdır.

Cinsel arzu bozuklukları en sık evlilik çatışmaları ve eşlerarası uyumsuzluğa bağlı olarak meydana gelir. İş stresi, kişisel stres, aile içinde hasta bir bireyin varlığı, maddi problemler, çocuğu olanlarda çocukla ilgili problemler de hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. İlaç kullanımı, hastalık, depresyon, stres, uyuşturucu kullanımı, yaşlanma ve hormonal değişiklikler de cinsel arzunun azalmasına neden olan diğer durumlardır. Menopoz, doğum sonrası dikiş yerlerinin nedbeleşerek iyileşmesi ya da diğer nedenlere bağlı olarak meydana gelen disparoni de (ilişki esnasında ağrı) uzun süre devam ettiğinde cinsel arzunun azalmasına neden olabilir.

Dini inançlar, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları, maskelenmiş cinsel eğilim bozuklukları (travestizm gibi), gebe kalmaktan ve cinsel yolla bulaşan hastalık kapmaktan aşırı korkma, gizli kalmış (bilinçdışı) homoseksüellik, kendine güvensizlik, başarısızlık korkusu, insanlarla yakınlık kuramama, cinsellikten suçluluk duyma, çocuklukta ya da daha sonra cinsel tacize uğramış olma, kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle baskılama daha çok uyarılma ve orgazm bozukluğuna neden olmakla beraber cinsel arzunun azalmasına neden olabilir. Gebeliğin birinci ve üçüncü trimesteri de isteğin fizyolojik olarak azaldığı bir dönemdir.

Cinsel arzu bozukluklarının tedavisinde organik nedenler (ruhsal nedenler dışında kalan nedenler) ekarte edildikten sonra bireysel veya eşli p...oterapi uygulanır.

Uyarılma ve Orgazm bozuklukları

Uyarılma bozuklukları kadında kendini cinsel ilişkiye hazırlık evresinde ortaya çıkması gereken olayların (vajinanın ıslanması gibi) ortaya çıkmaması, ya da yetersiz olması, erkekte ise ereksiyonun (sertleşmenin) olmaması, yetersiz olması ya da kısa sürmesi şeklinde gösterir.

Normal bir uyarılma döneminden sonra orgazm olamama durumu gençlerde ve cinsel ilişkiye yeni başlamış olan ve bu yüzden tecrübesi az olan kadınlarda daha sık görülür. Kadınların %5-10'u hayatlarınının hiç bir döneminde orgazm olmaz ve buna birincil anorgazmi (orgazm olamama) adı verilir. Birincil anorgazmi sonradan ortaya çıkan (ikincil) anorgazmiden daha ....

Bazen ilişki problemleri, depresyon, ilaç kullanımı, kronik hastalık, östrojen yetmezliği ve nörolojik hastalıklara (multipl skleroz gibi) bağlı ikincil olarak ortaya çıkabilir. Masturbasyonla ve cinsel ilişki dışında kalan uyaranlarla rahatlıkla orgazm olabilen kadın gerçek bir cinsel ilişkide orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar da eşiyle aynı zamanda orgazm olamamaktan, her seferinde orgazm olamamaktan veya her seferinde ancak bir kez orgazm olmaktan yakınırlar. Ancak birçok çiftin beraberce orgazm olamadıkları, çoğu kadının ilişki öncesi dönemde orgazm olduğu (direkt klitoral uyarıyla) bir gerçektir.

Anorgazminin en sık görülen p...olojik nedeni takıntılı bir şekilde ilişkinin nitelikleriyle ilgilenme, hata yapma korkusu ve buna bağlı olarak kendini aşırı eleştirme ve başaramama korkusudur. Kadın eşinin davranışlarıyla ve kendisinin yapması ve yapmaması gerekenlerle o kadar meşguldür ki kendini ilişkiye verip gevşeyemez.

Diğer nedenler geçmişte cinsel tacize maruz kalmış olmak, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşımak, ilişkiye ait problemler, özgüven azlığı, vücudunu beğenmeme ve kontrolü kaybetme korkusudur.

Tedavide öncelikle altta yatan organik ve p...olojik nedenler araştırılarak giderilir. Cinsel eğitim, bireysel ve eşle birlikte sürdürülen p...oterapi de organik neden bulunamayan durumlarda gereklidir.

Cinsel ilişkide ağrı

Vajinismus: Vajinismus tüm kadınların yaklaşık %1'inde ortaya çıkan bir durumdur ve vajinanın dış 1/3'lük kısmında yeralan kaslarda, penis, parmak, vajinal tampon ya da muayene spekulumu yerleştirme girişimi olduğunda ortaya çıkan istemsiz kasılmalardır. Bu kasılmalar gerçek bir girişim yanında yanlızca girişimin hayal edilmesiyle bile ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda vajinismus o kadar ağır olur ki, gerçek bir cinsel ilişki mümkün bile olmaz. Hatta muayene esnasında da kasılmalar ortaya çıktığından böyle bir durumda normal vajinal doğum bile mümkün olmayabilir. Vajinismusu olan kadınların büyük kısmında cinsel istek ve uyarılma tamamen normaldir ve orgazm da olabilirler. Bazı kadınlarda vajinismus baştan beri vardır, bazılarında ise sağlıklı bir cinsel yaşamı takiben sonradan ortaya çıkar. İkincil vajinismus adı verilen bu durumgenellikle disparoniye (ilişki esnasında ağrı) bağlı olarak gelişir.

Vajinismusu olan kadınların özgeçmişinde cinsel taciz gibi ciddi bir p...olojik travma olabileceği gibi ağrılı bir jinekolojik muayene, ilk ilişkinin çok ağrılı olması gibi p...olojik tahribat yapmış bir durum sözkonusu olabilir. Katı dini inançlar ve cinsel yönelimde bozukluklar da sözkonusu olabilir. Vajinismusu olan kadınların genital bölgeleri ve vajinalarının boyutları hakkında yanlış inançları vardır. Bu yüzden de vajinalarının içine herhangi birşey giremeyecek kadar ufak olduğuna inanabilirler.

Endometriozis, kronik enfeksiyonlar, kızlık zarının gergin olması gibi durumlar da vajinismus nedeni olabilir ve bunlar ancak komple bir jinekolojik muayenede ortaya çıkarılır. Vajinal muayenenin eşinin de refakatinde yapılması çiftin genital anatomi ve vajinanın boyutları hakkındaki önyargıları yıkmalarına katkıda bulunabilir.

Tedavide istemsiz olarak ortaya çıkan kasılmaların engellenmesine çalışılır. Kadının genital anatomiyle ilgili temel bilgileri edinmesi için eğitim yapılır. Vajinal penetrasyon öncesi gevşemesi için teknikler gösterilir. Kegel egzersizleri ile ilgili bilgi verilir ve bunları nasıl uygulayacağı gösterilir.

Kegel egzersizleri: bunlar vajinanın girişinde yeralan kasların çalıştırılarak geliştirilmesi için uygulanan egzersizlerdir. İdrar kaçırma şikayeti olan bayanlarda uygulanabileceği gibi vajinismus tedavisinde de kullanılabilir. Bunun nasıl yapıldığını öğrenmek için iki parmağınızı vajinaya yerleştirerek parmağınızın dışarıya çıkmasını engelleyecek şekilde vajina kaslarınızı sıkınız. Bunu yapamıyorsanız idrarınızı yaparken işlemi yarıda kesmeye çalışınız. Her iki durumda da kasılan kaslar vajina girişindeki kaslardır. İşte bu kasların istemsiz olarak kasılması vajinismusun temel nedenidir. Bu egzersizin nasıl yapıldığını öğrendikten sonra günde en az 5-6 kez tekrarlayın. Eğer 4-6 hafta arasında netice alamadıysanız doktora başvurmanız gerekir.

Vajinismus tedavisinde diğer bir yöntem de vajinanın parmaklarla ya da özel aletler (vajinal dilatatör) kullanılarak genişletilmeye çalışılmasıdır. Bu yöntem ancak bir doktor tavsiyesiyle uygulanabilir ve başarı oranı en yüksek olanıdır.

Disparoni: Vajinismus dışında kalan nedenlerle ortaya çıkan cinsel ilişkide ağrı durumudur. Uzun süreli devam etmesi anorgazmi ve istek azalması gibi sorunları da beraberinde getirebilir. Genel ya da eşe bağlı özel olabileceği gibi birincil ya da ikincil olabilir. İkincil olarak gelişenler genellikle ilk ilişkiden on yıl sonra ortaya çıkarlar. En sık görülen jinekolojik seksüel disfonksiyonlardan biridir ve kadınların üçte ikisi hayatlarının bir döneminde bu hastalığı geçirirler. Hem p...olojik hem de fiziksel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğinden dikkatli değerlendirme gerekir.

Yüzeyel disparoninin en önemli nedenleri arasında kronik enfeksiyonlar ve klitorisin irritasyonu ve aşırı duyarlılığı yeralır. Kalın himen (kızlık zarı), epizyotomi nedbesi, vajinit, ilişkiye hazır olmadan (yani yeterince ıslanma olmadan) başlanması nedeniyle ortaya çıkan tahriş ve menopozda ortaya çıkan vajinal atrofi (vajina dokusunun zayıflaması) yeralır.

Daha derinlerde ortaya çıkan ağrıda ise kısa vajina (doğumsal), mesane enfeksiyonları (sistit) ve uretrit, kronik enfeksiyonlar, endometriozis, pelviste kitleler, barsak hastalıkları, genital organlarda sarkma sözkonusu olabilir. Orgazm esnasında ortaya çıkan uterus kasılmaları da bazen ağrı duyulmasına neden olabilir.

Yine cinsellikle ilgili çocukluktan gelen olumsuz önyargılar, cinsel taciz öyküsü, ilişkiyle ilgili olumsuzluklar da disparoninin p...olojik nedenleri arasında yeralır.

Tedavide etkene yönelik yaklaşımda bulunulur.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #9 : Austos 17, 2010, 08:53:08 »
Cinsel yolla bulaşan bir hastalık: Genital siğiller

Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital bölgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen karnıbahar görünümünde, bazen tek bir bölgede, bazen birkaç bölgede, bazen topluiğne başı kadar ufak, bazen de 5 cm çapına (ender durumlarda 15-20 cm. çaplı olabilir) erişebilen ağrısız kitlelerdir.

Ülkemizde de giderek artan sıklıkta görülen bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, ancak özellikle kadında yaratması muhtemel sağlık sorunları nedeniyle her bireyin bu enfeksiyon hakkında bilgi sahibi olması ve kendisinde ya da eşinde bu enfeksiyondan şüphelendiğinde doktora başvurması gerekir...

HPV nedir?

HPV (Human Papilloma Virus) genital bölgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve condyloma acuminatum (kondiloma aküminatum ya da kısaca kondilom) adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virüstür. Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yolaçar. Bu yüzden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir.

Nasıl bulaşır?

HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yeralır. Özellikle çok sayıda cinsel eşi olan (veya öncesinde olmuş olan) bireyler ve bu bireylerin eşlerinde yaygındır. Virüsün bulaşması başka bir bireyin enfekte bölgesinin (penis gibi) mukozalara (ağız ve vajina gibi), ya da doğal olarak nemli bölgelere (anüs gibi) temasıyla olur.

Nasıl belirti verir?

HPV bulaştıktan sonra 2-6 aylık bir kuluçka devresini takiben genital bölgede ve/veya anüs etrafında sayıları ve büyüklükleri değişken kondilom (siğil) adlı kitlelerin oluşmasıyla belirti verir. Belirtiler bireysel özelliklerden oldukça etkilenir ve özellikle erkeklerde enfeksiyon tümüyle belirtisiz seyredebilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak "belirtisiz" seyreden bu durumlarda büyüteçle (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital bölge, vajina ya da servikste çok ufak çaplı kitleler çoğu kadında saptanır. Özellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-anüs arası bölgeyi, anüsü ya da vajinayı tümüyle dolduran karnıbahar görünümlü dev kitlelere de rastlamak mümkündür. Oral (ağız yoluyla) genital seks uygulamalarında ağız mukozasında da lezyonlar ortaya çıkabilir.

Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun tek belirtisi jinekolojik muayenede papsmear incelemesinde HPV enfeksiyonuna özgü hücresel anormallikler (koilositoz) bulunmasıdır.

Bulaştırıcılık özellikleri: HPV oldukça bulaşıcı bir virüstür ve genital bölgedeki lezyonların mukozalar ya da genital bölgelerle (cinsel ilişkide olduğu gibi) kısa süreli teması bile bulaşması için yeterlidir. Genital bölge mukozasının vajina yoluyla dış ortama açık olması nedeniyle özellikle erkekten kadına daha kolay bulaşır.

Enfeksiyonun yarattığı sağlık sorunları nelerdir?

Genital bölgede kondilom (siğil) oluşumuna neden olan HPV, hücrelerin içine yerleşerek hücrenin genetik yapısını etkileyebilme özelliğine sahip bir virüstür. HPV'nin çok sayıda alt tipi vardır. Bu alttiplerden bazıları hücrelere olan etkileriyle hücrelerin kendi kendine hızla ve kontrolsüzce çoğalabilen hücrelere dönüşmesine neden olmaktadır. Hücrelerin kontrolsüzce çoğalma özelliği kazanması ise hücrelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV'nin bu onkojen (kanser yapıcı) alttiplerinin çok önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir ve ancak onkojen etkiye sahip HPV alttipleri tarafından başlatılırlar.

Gebelik açısından HPV enfeksiyonunun önemi daha farklıdır:

Gebelik döneminden önce varolan ya da gebelikte yeni çıkan kondilom kitlelerinin aşırı büyümesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir.

Diğer bir istenmeyen durum da bebeğin doğum eylemi esnasında doğum kanalından geçerken kanaldaki HPV'yi kapması sonucu meydana gelir. Virüsün bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler) oluşmasına neden olabilir.

Nasıl tanı konur?

Genital bölgedeki kitlelerin tipik görünümü tanı koymak için yeterlidir. Şüpheli durumlarda kitlelerden biopsi alınarak tanı koymak gerekebilir.

Genital kondilomu olan kadınların komple bir jinekolojik muayeneden geçmeleri ve bazı HPV alttiplerinin onkojen (kanser yapıcı) özelliği nedeniyle papsmear incelemesine tabi tutulmaları uygundur. Şüpheli durumlarda ileri inceleme için kolposkopi (vulva, vajina ve serviksin büyüteçle incelenmesi) ve gerekli durumlarda şüpheli bölgelerden biopsi alınması gerekebilir. Ayrıca günümüzde HPV'nin alttiplerini belirlemek ve etkenin HPV'nin onkojen alttipi olup olmadığını saptamak da mümkündür.

Nasıl tedavi edilir?

HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Bu amaçla virüslere etkili ilaçlar kullanılarak lokal (bölgesel) tedavi ve büyük lezyonların koterizasyon yoluyla yakılması şeklinde tedavi uygulanır.

Hatırda tutulması gereken nokta tedavinin yanlızca görünen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlı olduğudur. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan tümüyle kalksa da hücrelerin içinde gizli bir şekilde yaşamını sürdüren virüsler sayesinde bulaştırıcılık devam eder.

Korunma

HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel önlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak HPV'nin bulaştırıcılığı o kadar yüksektir ki, şüpheli ilişkilerde kondom kullanımı bile koruyamayabilmektedir. Cinsel temas esnasında erkek genital bölgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da tam tersi kadından erkeğe bulaşma söz konusu olabilir. Bu yüzden bariz kondilom lezyonları olanlarla ilişkiye girmemek çok önemlidir.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #10 : Aralk 24, 2010, 11:09:00 »
KIZLIK ZARI

Bu bölümde bize "kızlık zarı nedir, kızlık zarı yapısı nasıldır, kızlık zarı dikimi (himenoplasti), kızlık zarı şekilleri ve kızlık zarı yırtılması nasıldır" gibi sık olarak sorulan bilgilere ulaşabileceksiniz.

Kızlık Zarı (Hymen) Mitolojisi

Kızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan "evlilik ve düğün tanrısı" dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı'ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) "Hymen" dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.


Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz jinekologlara getirilmektedir.  Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani "bekaretin sembolü" olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.

Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen "bakirelik" raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.

Kızlık zarı nedir? Kızlık zarı ne işe yarar?
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir.

Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür.

Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok "sosyolojik bir fonksiyonu" vardır.

Kızlık Zarı Yapısı
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve "mukoza" adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.

Kızlık zarı, bu yapısıyla dış genital oluşumlar içinde kabul edilmektedir. Dışarıya bakan ön yüzü "deri"ye, vajina içine bakan arka yüzü ise "mukoza"ya benzer.

Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.


Yukarıdaki resimde 18 yaşındaki genç bir kızın genital organları önden bakış açısıyla görülmektedir. Kızlık zarı, vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısmında yer alan ince bir yapıdır.

Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır.

Kızlık zarının şekllleri, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir.

Kadınlarda genital sistem anatomisi için tıklayınız  >>>

KIZLIK ZARININ ŞEKİLLERİ
Kızlık zarının pek çok şekilleri vardır.

Anüler Himen (Yuvarlak halka) Kızlık zarı şekli "yuvarlak halka" olup ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rağmen zar yırtılamayabilir. Bu durumda "hymen duhule müsait" denir. Halk arasında ise "esnek zar" tabiri kullanılır. En sıklıkla görülen hymen şeklidir(%60-95 oranında)   
Kresentrik Himen (Yarımay)  Kızlık zarı şekli "yarımay" dır. Üst kısımda zar daha incedir veya hiç yokken arka kısımda belirgindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.   
Septalı Himen (Ara bölmeli) Kızlık zarının orta kısmında boşluğu bölen, "zara ait ara bir doku parçası" vardır. Görülme sıklığı %1.5-5 arasındadır. 
Kribriform himen (Çok delikli, kalburumsu) Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntüsü ile kızlık zarı şekli adeta bir "kalbura" benzer. Görülme sıklığı %1'den daha azdır. 
İmperfore himen
(Deliksiz) (Patolojik tip) Hymenin ortasında delik yoktur ve "vajina girişi tamamen kapalı"dır. Bu zara sahip kızlar hiç adet kanaması görmezler. Normal şekilde gerçekleşen kanama vücut dışına atılamaz ve hymen arkasında vajina içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur ve mutlaka cerrahi bir işlemle açılması gerekir. "Hymen Imperforatus" da denir.   
Mikroperfore himen
(Küçük delikli) Zarın ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bazen cerrahi müdahale ile açılması gerekebilir.   
Multipar himen
(Doğum yapmışlarda bulunan) Normal doğum yapmış kadınlarda kızlık zarı doğuma bağlı yırtılır ve geriye kalan kısımlar "karinkül (hymen artığı)" olarak adlandırılır.   

Kızlık zarı türlerini ayrıntılı bir şekilde görmek için tıklayınız  >>>

Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nebbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

SİZ SORMADAN BİZ SORUP CEVAPLANDIRALIM
Kızlık zarı dışarıdan bakılınca görülür mü?
Hayır.  Kızlık zarını incelemek için dışarıdan baktığınızda görmeniz pek mümkün değildir. Çünkü kızlık zarı 2-3 cm içeride kalmaktadır. Özellikle kilolu bayanlarda cilt altı yağ dokusunun kalınlığından ötürü kızlık zarı (hymen) daha derinlerde 4-5 cm içeride olabilmektedir.

Diğer taraftan vajinanın alt ve üst duvarının birbirine komşu olarak durması da vajina girişinde yer alan kızlığın incelenmesini imkansız hale getirebilir.

Tüm bu nedenlerle özellikle sürtünme sonucu olan şüpheli cinsel ilişkilerde kanama gelmesi durumunda, genital alana olan darbelerde veya masturbasyon sırasında içeriye yabancı bir maddenin sokulması sonucunda oluşabilecek olası kızlık zarı (hymen) yaralanmalarında mutlaka deneyimli bir jinekolog tarafından "kızlık zarı muayenesi" yapılması önerilmektedir.

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide mutlaka kanar mı?
Hayır.  Kızlık zarı kısmen esnek olmasına karşın, vajinanın içine girilen ilk ilişkide kolaylıkla yırtılan ve kanayan damarlardan zengin bir anatomik yapıdır.

Ancak kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve birden çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara "duhule (geçişe) müsait zar" adı verilir. Halk arasında ise "esnek zar" veya "elastik zar" olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılacaktır.

Diğer taraftan kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir.

Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

İlk gecede kızlık zarı kanaması miktarı neye bağlıdır?
İlk gecede kızlık zarı kanaması çok az olabilir, hiç olmayabilir veya normalden fazla miktarda olabilir. Bu durum kızlık zarının yapısı ve türü ile yakından ilişkilidir.

Bazı yüksek kenarlı, fazla damarlı ve etli (kalın) kızlık zarları normalden fazla kanayabilir. Hatta bazan bu durumlarda bir takım cerrahi müdahaleler gerekebilir. Ancak bu tür olumsuzluklar oldukça nadir görülmektedir.

Kızlık zarı şekillerini ayrıntılı bir şekilde görmek için tıklayınız  >>>

Yine bazı kişilerin çocukluk döneminde aldığı katı ahlaki eğitimler ve duydukları abartılı ilk gece hikayeleri, ilk cinsel deneyimlerinde kendilerini kasmalarına bu şekilde penisin girişi ile oluşan yırtıkların normalden fazla kanamaya yol açmasına sebep olabilir.

Bu tür ilişki sırasındaki istemsiz kasılmalar "vajinismus" olarak tanımlanır ve ilgili bölümümüzde ayrıntılıca ele alınmıştır.

Vajinismus problemi ile ilgili bilgiler için tıklayınız  >>>

Özetlemek gerekirse; ilk gece kanamalarının miktarı kızlık zarının türü ve kişinin kendisini kasması-gevşetebilmesi durumu ile yakından ilişkilidir.

Kızlık zarının yırtılması (bekaretin kaybı) ağrıya neden olur mu ?
Çoğu zaman kızlık zarı bozulması (bekaretin kaybı) sırasında hiç bir ağrı hissedilmemaktadir.  Ancak bazı kadınların ilk ilişki sırasında kendilerini kasmaları sonucunda veya kızlık zarının normalden kalın - yüksek kenarlı olması durumlarında ağrı ve kanama beklenilenden fazla olabilir. Ağrı biraz da kişinin ağrı eşiğinin düşük olması ile ilişkilidir.

Genel olarak kızlık zarının yırtılması sırasında dayanılmayacak kadar çok bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı da son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korku sebebidir. Erkeğin yavaş, anlayışlı ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını sağlar.

Ayrıca her ilişkide olması gerektiği gibi ilk ilişkide de "ön sevişme" denilen kısım mümkün olduğunca uzatılarak vajenin yeterince ıslanmasının sağlanması, ilişkinin daha rahat ve ağrısız olmasına neden olacaktır.

Kızlık zarı kanaması miktarı ne kadardır?
Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Ancak çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkması sonucunda kanama durmazsa cerrahi müdahale ile dikiş atılması gerekebilir.

Bazı durumlarda ise vajina girişinde, hatta derinlerde yırtıklar meydana gelmesi ("Coit yırtıkları") sonucu şiddetli ve durmayan bir kanamalar görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir.

Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?
Hayır.  Bazı durumlarda kızlıkta yırtık meydana gelmesine rağmen hiç kanama olmayabilir. Özellikle yırtık damarsız bir bölgeden geçmişse kişide kanama olmayacaktır.

Vajinal kanama olması kızlık zarının yırtıldığını mı gösterir?
Hayır.  Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?
Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile de yırtılabilir. Ancak nadiren ata ya da bi...lete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler, karete, tekvando gibi sporlar, kaza ve travmalar sonrasında da bozulabilir veya zedelenebilir.

Kızlık zarı sürtünme ile bozulur mu?
Kızlık zarı sürtünme ile bozulmaz. Yalnızca içeriye yabancı bir madde sokulması, vajinaya darbe alınması veya penisin girmesi ile yırtılma olmaktadır.

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?
Hayır.  Vajina içine bir şey sokmaya denenmediği taktirde, dıştan mastürbasyon kızlığa zarar vermez.

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
Hayır.  Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

Kızlık zarında doğal çentik nedir?
Bazen bir ilişki olmasa da kızlık zarının serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadınların yaklaşık %20'sinde doğuştan gelen, "doğal çentik" adı verilen ve zarın tabanına kadar inmeyen bu tür çentikler bulunabilir. Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?
Yırtığın eski yırtık mı (7 günden sonra), yoksa yeni yırtık mı (7 günden önce) olduğu kızlık zarı muayenesi ile anlaşılabilir. Ancak aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse (eski yırtıklarda) ilk ilişkiyle zarın ne zaman bozulduğu anlaşılamaz.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? "Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)" nasıl yapılır?
Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (himen) muayenesi ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Bunun için uzman jinekolog gazlı bez ile büyük dudakları çekerek kızlık zarını gözlemler, böylelikle kişinin bakire olup olmadığı anlaşılmış olur.

Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak bir deneyim gerektirir.

Bazı durumlarda bir jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve "kolposkopik incelemeye" gereksinim duyabilir. Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan cihazdır. Özellikle "doğal çentik" bulunan hymenlerde bekaret kararını vermek güç olabilir.

Kızlık zarı muayenesi ile ilgili bilgiler için tıklayınız  >>>

Bir kişinin bakire olup olmadığı yapılan kan testi, ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?
Hayır.  Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

Bekaret raporu kimler tarafından verilir?
Bekaret raporu genellikle adli olgularda kişiler veya çiftler tarafından istenmektedir. Bekaret raporu, kişinin kendi rızası ve yazılı izni olmak kaydı ile devlet hastaneleri veya adli tıp kurumlarınca verilmektedir.

18 yaşından küçük kişilerde bekaret raporu için anne ve babanın rızasının alınması şartı bulunmaktadır.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?
Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Önceden anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir olasılık da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır. Spermler kamçılarıyla hareket eden hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşıp birleşerek (döllenme sonucu) dış gebelik de dahil olmak üzere gebeliği başlatabilirler.

Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
Evet.  Zar yapısı uygun olan -yani açıklığı geniş olan- kişilerde hymen yapısına zarar vermeden "spekulum incelemesi" hatta kürtaj dahi yapılabilir.

Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?
Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan "spekulum muayenesi"dir. Günlük tıp uygulamalarında bakire olanların muayenesinde çoğunlukla bu işlem uygulanmamakta ve elle muayene makattan yapılmaktadır.

Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür almak mümkündür.

"İlk gece"de nelere dikkat etmek gereklidir?
İlk gecede veya daha geniş anlamıyla ilk cinsel ilişkide hem kadına hem erkeğe düşen önemli görevler vardır. Bu ilk deneyimin güzel ve hatırlandığında iyi duygular uyandıran bir deneyim olması için ön koşul kadının kendini p...olojik olarak rahat ve hazır hissetmesidir. Ayrıca karşı cinsel eşe güven de son derecede önemlidir.

İlk cinsel deneyimin illaki ağrılı değildir. Kadın kendini yeterince gevşettiğinde, erkek de yumuşak ve hoşgörülü davrandığında ağrısız bir ilk deneyim gerçekleşmesi çok olasıdır.

Erkek biraz sabırlı davranmalı ve "ön sevişme" denilen sürecin uzatılarak vajenin yeterince ıslanması sağlanmalıdır. Böylelikle penisin vajinaya girişi kolaylaşacaktır. Ayrıca, kayganlaştırıcı jel (=lubrikantlar) olarak eczanede satılan ve reçetesiz alınabilen ilaçlar da ilişki öncesi genital bölgeye uygulanabilir.

Kadınların ilk deneyimlerinde en önemli korkularından biri gebe kalmaktır. Bu yüzden erkeğin prezervatif kullanması veya kadının doktoruna danışarak uygun bir korunma yöntemini kullanmaya başladıktan sonra ilişkide bulunması en idealidir.

İlk cinsel ilişki ile ilgili daha detaylı bilgi almak için tıklayınız >>>

Kızlık zarı dikimi yapılabilir mi?
Evet.  Aynı ilk cinsel ilişkiyi taklit eder tarzda kızlık zarı onarımı (kızlık zarı diktirme) operasyonu yapılarak ilk gecede kanama olması sağlanabilir. 

Kızlık zarının dikilmesi işlemine "hymenoplasty" ameliyatı adı varilir.

Kızlık zarı dikimi ameliyatları (hymenoplasty) ile ilgili detaylı bilgili için tıklayınız  >>>

Hymenektomi (Hymenektomi) Nedir?
Hymenektomi (Himenektomi) “kızlık zarının cerrahi bir kesi ile çıkartılması” işlemidir. Özellikle yeni evli bayanlarda ilişki sırasında aşırı bölgesel hassasiyet veya darlık olması sonucunda ilişki dayanılmaz ağrılı bir hal alabilir (disparunia).

Bazen de kızlık zarının normalden kalın bir şekilde olması da ağrıyı arttırıcıdır. Bu tür durumlar, kadınlarda ağrının normalden fazla hissedilmesi sonucunda vajina ve kasık bölgesinde kasılmalara yol açarak penisin içeriye girmesini engeller ve ilişkiyi daha ıstıraplı hale getirir. Bazen de ilişki tamamen imkansız bir hale gelebilir  (Vajinismus) . 
Bu gibi durumlarda himenektomi -yani kızlık zarının cerrahi olarak kesilerek çıkartılması- ile problem aşılabilir.

Hymenektomi nasıl yapılır?
Cerrahi işlem öncesi basit bir takım testlerle ağrıya duyarlı bölgeler tespit edilip genellikle lokal anestezi ile (bölgesel uyuşturularak) bu bölgenin çıkartılması ve/veya vajen girişinin bir miktar genişletilmesi cinsel ilişkide ağrı problemini tümden giderecektir. İşlemden aşırı korkan kişilerde nadiren de olsa genel anestezi ile uyutularak da işlem yapılabilmektedir.

İşlem ortalama olarak 10-15 dakika kadar sürer. Genelde kesilerek çıkartılaran bölgeye dikiş atılmaksızın basit bir tamponaj ile kanama durmaktadır. Tecrübeli ellerde operasyonun riskleri yok denecek kadar azdır.


Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #11 : Nisan 21, 2011, 01:46:55 S »
MEME AĞRISI (MASTALJİ)

Kadınların doktora en sık başvurmasına neden olan meme şikayeti meme ağrısıdır. Sağlıklı kadınların çoğunda hafif veya şiddetli, özellikle adet döneminden önce ortaya çıkan meme ağrısı vardır. Bu belirtiyle doktora yapılan başvuruların önemli bir kısmında neden meme kanserine yakalanmış olma korkusudur. Bu tür durumlarda doktorun yaptığı değerlendirmede kanser olmadığının saptanması kadının bu belirtiyi hafif hissetmesini sağlar. Bazı durumlarda ise doktora başvuru nedeni memelerin gerçekten rahatsız edecek kadar ağrılı olmasıdır ve yapılan değerlendirmeler sonucunda alınan bazı önlemler ve kullanılan bazı ilaçlarla bu belirtileri hafifletmek mümkündür.

Meme Ağrısının Tipleri

Meme ağrıları adet döngüsünün herhangi bir döneminde yani adet döngüsünden bağımsız bir şekilde ortaya çıkabilirler. Bazı meme ağrıları ise döngüseldir ve adet döngüsünün özellikle bazı dönemlerinde ortaya çıkar ve diğer dönemlerde kaybolurlar.

Bu ayrım muhtemel nedenin ortaya çıkarılabilmesi açısından son derece önemlidir.

Neden Olur?

Döngüsel Meme Ağrıları

Özellikle adet öncesi dönemde ortaya çıkan ve adet kanamasıyla birlikte ortadan kaybolan meme ağrıları üreme çağında nispeten sık görülürler. Premenstruel sendromun belirtilerindne biri olarak ortaya çıkabilecekleri gibi adet öncesi dönemin tek belirtisi de olabilirler.

Döngüsel meme ağrıları sıklıkla otuzlu yaşlarda görülür. Ağrı genellikle her iki memede devardır ve meme dokusunun en yoğun olduğu üst dış kadranlarda daha sık ve şiddetlidir. Ağrı koltukaltı bölgesine, kola ve dirseğe yayılabilir.

Döngüsel ağrılar basit bir hassasiyet şeklinde olabileceği gibi, kıyafet giyilmesinin bile ağrıyı şiddetlendirdiği, biriyle kucaklaşmanın veya yüz üstü yatmanın bile dayanılmaz olduğu durumlar da söz konusu olabilir.

Döngüsel ağrılar genellikle adet kanamasından 7-10 gün önce başlar ve adetin başlamasıyla ağrı şiddeti azalır. Bu tür ağrılar kronik seyirlidir ve kadınların %80'inde ağrılar menopoza kadar devam eder.

Döngüsel Olmayan Meme Ağrıları

Adet döngüsüyle hiçbir ilişkisi olmayan ve nedeni tam olarak aydınlatılamamış bu ağrılar genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar ve bazı durumlarda menopoz çağındaki kadınlarda da oluşabilir. Ağrılar düzensiz aralıklarla oluşur ve meme dokusunun bir bölümünde olabileceği gibi tüm memeye de yayılabilir. Bu tür ağrılar kadınlar tarafından genellikle "yanma", "çekilme", "sızlama", "zonklama" şeklinde tarif edilir. Döngüsel ağrılarda olduğu gibi koltukaltı bölgesine veya kola yayılabilirler.

Bu tür ağrılar başladıktan sonra 2-3 yıl devam edebilir. Kadınların yarısında ağrılar bu süre içerisinde hafifleyerek kendiliğinden geçer.

Tanı ve Tedavi İşlemleri

Ağrı meme kanserinin ender görülen bir belirtisi olmasına karşın yapılan tıbbi değerlendirmeyle meme kanseri olmadığı belirlendikten sonra tedaviye başlanır. Bu tür bir rahatlama çoğu kadında tedavi için yeterli olmaktadır.

En sık konulan tanı fibrokistik meme hastalığıdır ve tümüyle selim bir hastalıktır.

Tedavide öncelikle kadının kendi meme ölçü ve şekline uygun sutyen kullanarak tedaviye katkıda bulunması son derece önemlidir.

İlaç tedavisinde çok çeşitli ilaçlar ve hormonlar kullanılmakta olup her kadının çeşitli türden ilaçlara verdiği cevap farklıdır. Bu nedenle tedavi en az yan etkisi olan ilaçla başlanır ve deneme-yanılmalar sonunda etkili ilaç bulunur.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Kadın Hastalıkları (Jinekoloji)<br>
« yanıtla #12 : Nisan 21, 2011, 01:47:48 S »
DIŞ GENİTAL BÖLGE (VULVA) SORUNLARI

Dış genital bölge, üreme çağındaki kadınlarda sorunların nispeten sık görüldüğü bir bölgedir. Bölge yapı itibarıyla ciltle kaplı olmasına karşın diğer cilt bölgelerinde görülmeyen özel bazı sorunların yerleşim yeri olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların önemli bir kısmı bu bölgede belirti verirler. Bunun yanında bölgenin dışkı ve idrar boşaltım sistemiyle olan yakınlığı bu bölgeyi enfeksiyon ve tahrişlere elverişli bir bölge haline getirir. Belli bazı kurallara uyularak dış genital bölgede yaşanması muhtemel sorunların önemli bir kısmı kadın tarafından kolaylıkla kontrol edilebilir.

Genital hijyen kuralları

Bölgedeki hastalıkların erken tanınma olasılığını daha da artırmak amacıyla son yıllarda kadınlara yıllık rutin jinekolojik muayenelerden geçmeleri yanında belli aralıklarla bölgeyi kendi kendilerine de muayene etmeleri önerilmektedir.

Kendi Kendine Dış Genital Bölge (Vulva) Muayenesi

Dış genital bölge sorunları kendini cilt yüzeyinden kabarık şişlikler, kaşıntı, yanma, cinsel ilişki esnasında ağrı, idrar yaparken ağrı ve ciltte yara ortaya çıkması şeklinde gösterirler.

Vajina giriş kısmında iç yüzde tek taraflı, bazen çift taraflı ortaya çıkan ağrılı şişlikler bir Bartholin bezi abse veya kistinin habercisi olabilirler.

Dış genital bölge cilt yüzeyinde ve anüse doğru genellikle birden sayıda, düzensiz yüzeyli, ağrısız kabartılar bir genital siğil (HPV enfeksiyonu) belirtisi olabilir.

Yine cilt yüzeyinden vajina girişine doğru uzanan ağrılı ve içi sıvı dolu kabarcıklar geçirilmekte olan bir genital uçuk hastalığına (HSV enfeksiyonu) işaret edebilir.

Ciltte ortaya çıkan ağrılı ve ağrısız yaralar frengi veya daha başka bir cinsel yolla bulaşan hastalık habercisi olabilir.

Özellikle ağda sonrasında kıllarla kaplı bölgede ortaya çıkan ağrılı şişlikler bölgedeki kıl köklerinin enfeksiyonu sonucu oluşan ufak abselerin belirtisi olabilir.

Bölgede ortaya çıkan bölgesel renk değişiklikleri VIN adı verilen hastalığın veya diğer bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğinden bu renk değişikliği bölgelerinin çoğu durumda biyopsi alınarak incelenmesi gerekir.

Vajinada bir enfeksiyon varlığında (vajinit) oluşan akıntı dış genital bölgede tahriş oluşturur. Buna bağlı olarak bölgede bir sorun olmamasına karşın kaşıntı, yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Temel sorun giderilmedikçe (vajinit) bu belirtilerin ortadan kalkması mümkün değildir.

Genital mantar enfeksiyonları

Dış genital bölgedeki kaşıntı sorunu bazen kullanılan hijyenik pedin bileşiminde kullanılan bir maddeye allerjik olunmasından kaynaklanabilir. Yine bazı kadınlarda kondomların yapımında kullanılan lateks madesine karşı ciddi bir allerji reaksiyonu ortaya çıkabilir.

Ender görülen bir sorun da vulvar distrofi adı verilen ve bölgede kaşıntı, yanma gibi sorunlar yaratan hastalık grubudur.

Vulvar distrofi

Dış genital bölgede görülen sorunlar elbette yukarıdakilerle sınırlı değildir. Her jinekolojik belirtide olduğu gibi dış genital bölgede ortaya çıkan bir belirti kısa zamanda doktor kontrolünden geçilmesini gerektirir.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....