Gönderen Konu: Göz Hastalıkları
 (Okunma sayısı 2037 defa)

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Göz Hastalıkları
« : Ocak 12, 2010, 02:47:36 S »
Excimer Laser

Excimer Laser, arf gazı kullanılarak 193 nm dalga boyunda ultraviole ışık üreten ve korneada yapılması gereken düzeltmeye göre ışını kontrol eder. İçinde gelişmiş bir bilgisayar bulunan laser cihazıdır. Üretilen ışık kornea dokusunun molekülleri arasında karbon bağlarını çözerek İstenilen miktarda kornea dokusunu ortadan kaldırararak korneaya yeni şekil verir. Göze gelen ışınların retinada odaklanmasını sağlayarak kırma kusurlarını ( miyop, hipermetrop ve astigmat) düzeltir.

Lasık

Excimer Laser tedavisinde uygulanan bir yöntemin İsmidir.

Lasek

Korneası ince olan kişilere uygulanır. Ameliyat sonrası ağrı olmaz, göze 3-4 gün kontak lens takılır.

Wavefront

Göze gelen ışınların kornea dışındaki diğer katmanlardaki aberasyon denilen kırma kusurlarının tamamının düzeltildiği ameliyat tekniğidir. "High order aberation" yüksek kırma kusurlu hastalarda, daha önceki gözlük yada kontak lensle olan görmelerinden daha iyisinin hedeflendiği tedavi şeklidir.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları
« yanıtla #1 : Ocak 13, 2010, 10:34:27 »
astigmatlık
Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #2 : Ocak 18, 2010, 11:28:11 »
Şaşılık
 Şaşılık ya da gözkayması gözlerin görme akslarının paralelliğini kaybederek farklı yönlere bakmasıdır
Şaşılık sık görülür, yaklaşık çocukların %4'ünü etkiler ancak erişkinlerde de gelişebilir. Şaşılık varlığında bir göz ile düz ve istenen yere bakılırken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağı doğru kayabilir. Gözler değişerek kayabileceği gibi devamlı olarak aynı gözde kayabilir. Her iki gözle istenen noktaya bakılırken beynin görme merkezinde bu iki görüntü birleştirilerek tek olarak ve üç boyutlu olarak algılanır. Gözde kayma olduğunda ise beyinde iki farklı görüntü ortaya çıkacağından, beyin kayan gözden gelen görüntüyü baskılayacaktır bu da derinlik hissinde ve her iki gözle sağlanan görüşte azalmaya sebep olacaktır. Erişkinlerde ise kayan gözden gelen görüntünün baskılanması artık yapılamadığından çift görme şikayeti ortaya çıkar.

Hayatın ilk birkaç ayında görme gelişiminin hızlı bir şekilde devam ettiği dönemde gözlerin arayıcı hareketleri, kısa süreli yani birkaç dakikalık içe veya dışa olan kaymalar normal kabul edilmesine karşın etraftaki objelere odaklanmanın yapılabildiği 4. aydan itibaren olan kaymalar mutlaka uzman bir göz hekimine danışılmalıdır. Ayrıca katarakt, göz tümörleri veya nörolojik hastalıklarda şaşılık ile kendini gösterebileceğinden mutlaka uzman bir göz hekimine danışılmalıdır.

Şaşılığın tam olarak nedeni bilinmemektedir. Fonksiyonel, nörolojik veya kaslardaki yapısal bozukluklar ve dengesizlik kaymaya neden olur. Gözü hareket ettiren kaslardaki dengesizlikler, bu kasları kontrol eden beyin merkezlerinin etkilendiği serebral palzi, Down sendromu, hidrosefali gibi hastalıklar ya da gözü etkileyen katarakt, glokom veya travma gibi durumlar gözlerin paralelliğini bozarak kaymaya neden olabilir. Kaymanın ilk belirtisi gözlerin aynı noktaya odaklanmamasıdır ancak güneşte bir gözünü kapama, kafasını eğerek veya döndürerek bakma gibi bulgularda kaymanın sonucu olabilir. Erişkin dönemde ortaya çıkan kaymalarda ise en önemli şikayet çift görmedir. Bebeklik dönemi veya okul öncesi dönemde her çocuk muhtemel göz problemleri (şaşılık, göz tembelliği, kırma kusurları veya katarakt, göz içi tümörler gibi) için muayene olmalıdır. Halk arasında yanlış inanış olarak bebeklikte olan kaymanın büyümekle zamanla düzeleceği düşünülmektedir, ancak bu hatalıdır şaşılık hiçbir zaman büyümekle kendiliğinden düzelmez. Ancak çocuklarda burun kökünün geniş olduğu ve kayma olmadığı halde kayma varmış gibi görünüme yol açan yalancı şaşılık dediğimiz durumlarda zamanla burun kemiğinin gelişmesi ile kayma görünümü düzelmektedir bu da yanlış olarak kaymanın düzeldiğini düşündürmektedir. Böyle durumlarda ayırıcı tanı ve doğru teşhis için mutlaka göz doktoru görmelidir. Ayrıca ailede şaşılık veya göz tembelliği olan kişiler varsa çocuk mutlaka 1-2 yaşında göz doktoruna gösterilmelidir. Bunun dışında her çocukta 3 yaşına dek göz muayenesi yapılmalıdır.

Tedavide amaç görme gelişimini olumsuz etkilenmeden her iki gözün birarada kullanılarak gelişiminin sağlanmasıdır. Detaylı bir göz muayenesinin ardında kaymanın sebebine göre tedavi planlanır. Tedavi için eşlik eden kırma kusuru varsa gözlük verilmesi ile kayma düzeltilebilir. Cerrahi ile gözlerin paralelliğinin sağlanması iki gözün birarada kullanılmasını ve derinlik hissi kazanılmasını sağlayacaktır. Cerrahi girişim lazerle yapılmaz, gözün etrafındaki kasların yerleri değiştirilerek gözün pozisyonu ayarlanır.
- Şaşılık tedavisi ne kadar erken dönemde yapılırsa başarısı o denli yüksek olur. Ancak erişkin dönemde olan şaşılıklarda ya da daha önce tedavi yapılmamış erişkinlerde de cerrahi tedavi ile özellikle çevre görüşte artış sağlanabilir.
- Cerrahi tedavi gözlük veya kapamanın alternatifi değildir cerrahi sonrası da gözlük ve kapama tedavisi devam edebilir.

 
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #3 : Ocak 23, 2010, 11:12:29 »
Ambliyobi - Göz Tembelliği
 Göz tembelliği ilerleyici bir hastalık değildir, yani görme tamamen kaybedilmez
Çocukluk döneminde, kayma olmadan her iki gözden net görüntü algılandığında normal görme gelişimi sağlanmış olur. Kayma gibi gelişmenin olumsuz olarak etkilendiği koşullarda ise göz tembelliği veya görmede azalma gelişir. Şaşılığı olan çocukların yarısında göz tembelliği gelişir. Erken teşhis edildiğinde yani hayatın ilk 8-9 yıllık döneminde tedavisi mümkündür, iyi gören gözün kapatılması ile görme seviyesi arttırılabilir. Ancak görme için gelişme döneminin tamamlandığı 9 yaş sonrası tedavi başarısı oldukça düşüktür, yani ne kadar erken teşhis edilirse tedavi başarısı o denli yüksek olacaktır. Göz tembelliği ilerleyici bir hastalık değildir, yani görme tamamen kaybedilmez.

Ambliyopide sıklıkla tek göz etkilenir, yaklaşık olarak her 100 kişiden 4'ünde göz tembelliği vardır. Göz tembelliğinin teşhisi ve erken tedavisi için her çocuk 3 yaşına dek göz muayenesi olmalıdır. Halk arasında yaygın olarak kabul edilen yenidoğan bebeğin göremediği yolundaki görüşün aksine yenidoğan döneminde bebekler görebilir ancak erişkinlerin görme seviyesinde değildir ve ancak 1.5-2 yaşında erişkin seviyesine ulaşır. Gözlerin kullanılması ile gelişim sağlanır bu nedenle çocukluk döneminde görme sistemi esnektir ve gözlerin kullanılmasına göre şekillenir. Fakat şaşılık, iki gözde farklı derecelerde olan gözlük ihtiyacı yada bir gözdeki görüntünün oluşmasını engelleyen katarakt, göz kapağı düşüklüğü gibi bir engel varlığında tembellik gelişir. Yani görme potansiyeli olmasına karşın görme sistemi normal gelişimini sağlayamaz. Özellikle şaşılığın olmadığı ve çoğunlukla farklı ve yüksek gözlük ihtiyacının olduğu olgularda ailenin farketmesi gecikebileceğinden ambliyopi tanısı gecikebilir. Bebeklik döneminde yani çocuğun konuşamadığı dönemde de gözlük ihtiyacı ve şaşılık tesbit edilebilir. Ayrıca göz tembelliği dışında görme azalmasına neden olabilecek katarakt, iltihaplanma, tümör veya diğer göz hastalıkları da saptanabilir.

Göz tembelliğinin tedavisi için eşlik eden şaşılık, gözlük ihtiyacı veya katarakt gibi hastalıklar tedavi edildikten sonra az gören gözün kullanılmasını zorlamak için iyi gören göze kapama yapılır. Eğer çocuk kapama yapmaya çok direnç gösteriyorsa göz damlaları veya özel çalışma sistemleri kullanılabilir,ancak en etkili tedavi yöntemi kapamadır. Göz tembelliği tedavi edilmediği takdirde ilerleme göstermez ancak gelişme dönemi sonrası tedavisi mümkün değildir ve her iki gözün birarada kullanılması ve derinlik hissi algılamasında zorluğa neden olur, polislik, pilotluk gibi meslek seçiminde engel teşkil eder.
- Her iki gözde eşit ve iyi görme hayatın erken gelişme döneminde gözlerin normal kullanılabilmesi ile sağlanır. Hayatın ilk 9 yılında bu normal gelişim sağlanamazsa tembellik gelişir.

- Göz tembelliği nadiren şikayete neden olur bu nedenle ilk 3 yılda yapılacak göz kontrolu teşhis ve tedavi için büyük önem taşımaktadır. İlk muayene icin ideal zaman 1 yaş civaridir.
- Göz tembelliğine neden olan en önemli hastalıklar şaşılık, kırma kusuru ve katarakt gibi hastalıklardır.
- Erken teşhis, kontrol takipleri ve ailenin de durumun önemini kavrayarak yapacakları kapama tedavisi tedavinin temelini oluşturur.
- Yakından okumak ya da televizyon seyretmek gözleri bozar mı? Bu doğru değildir, çocukların kol mesafeleri daha kısa olduğundan ve yakına uyum kapasiteleri de yüksek olduğundan okumak için yakında tutarlar. Televizyon içinde TVden gelen düşük miktardaki radyasyonun dışında gözleri bozacak olumsuz etki yoktur. Ancak yakından TV seyretmek eşlik eden kırma kusuruna bağlı olabileceğinden bir göz hekimi tarafından görülmelidir.
- Benzer şekilde düşük aydınlatmanında gözleri bozacağı yönünde yanlış inanış mevcut ancak bu da doğru değildir. Değişen mesafelere görmenin ayarlanabilmesi gibi değişen ışık koşullarınada gözümüz uyum gösterebilir. Hatta albinizm, lens veya kornea opasiteleri gibi durumlarda düşük aydınlatma daha rahat okumayı sağlayabilir.
- Gözlük takmak gözleri zayıflatarak gözlük ihtiyacını arttırmaz veya numaranın artmasına neden olmaz. Tam terside geçerlidir ve gözlük takmak gözlük numarasını azaltmaz.

Havuç gibi bazı gıdaların fazla tüketilmesi görme keskinliğini arttırmaz veya gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
 
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #4 : ubat 04, 2010, 09:54:44 »
ENTROPİUM: Entropium, gözkapağının içe dönmesi olayıdır. Genellikle 40 yaşından sonra görülmektedir. Entropiumun en ciddi komplikasyonu, içe dönen kapakların kirpiklerinin de içe dönmesidir. Buna “Trikiazis” denilmektedir. Trikiazis sonucu kirpikler korneaya sürtünürler ve ülserasyonlara yol açarlar. Entropiumun başlıca iki nedeni vardır. İlki yaşlılığa bağlı olanıdır. Yaşlılık sonucu gözkapaklarmda oluşan bazı dejenerasyonlar entroplumla sonuçlanabilir. İkincisi de gözkapaklarındaki bazı iltihabi olayların ve özellikle trahomun kapaklarda yol açtığı nedbeleşmenin entropiuma neden olmasıdır.Geçici tedavi olarak, alt gözkapağının bir flaster ile yanağa doğru çekilmesidir. Asıl ^tedavi gözkapağının cerrahi olarak düzeltilmesidir..
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #5 : ubat 04, 2010, 09:55:30 »
ŞALAZYON: Şalazyon, Meibomius bezinin bilinmeyen bir nedenle, mikrobik olmayan granülomatöz bir iltihaba uğramasıdır. Olay hassasiyet, şişlik ve iltihaplanmaya başlar ve birkaç haftada gelişir. Gözkapağı terse çevrildiğinde şalazyon, göz küresine baskıyla “Astigmatizm”e neden olabilir. Şalazyonlar ender olarak kendiliklerinden iyileşirler. Büyük olanlarının çıkartılması gerekebilir. Aynı bölgede yineleyen şalazyonlarm biyopsiyle, habis özellik yönünden incelenmesi gerekmektedir..

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı crazyh4ck

  • Turan Sanatkaran Gücü
  • *
  • İleti: 5
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #6 : ubat 06, 2010, 12:36:08 »
emeğinize sağlık . bir şey sorabilirmiyim eğer göz doktoruysanız?

utkucantix

  • Ziyaretçi
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #7 : ubat 18, 2010, 10:23:27 S »
Faydalı bilgiler için teşekkür ederim...

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #8 : Mart 12, 2010, 11:22:05 »
Uçuşan Cisimler Nedir?

Bakılan yerde siyah noktalar veya uçuşan bir sinek görülme hissidir. Bu siyah nokta nereye bakılırsa oraya hareket eder. Beyaz ve düz yerlere bakıldığında daha belirgin olurlar.

Sebepleri Nelerdir?

Gözümüzün içinde vitreus adı verilen saydam bir sıvı mevcuttur. İlerleyen yaşlarla birlikte bu sıvı saydamlığını kaybetmeye başlar ve yapışık olduğu yerlerden ayrılırsa gözün içinde adeta soğan zarı gibi bir tabaka oluşur. Bu tabakadan dolayı baktığımız yerde uçuşan cisimler varmış gibi görürüz. Retina dekolmanı ve yırtıklarında, üvetilerde, migrende ve ani tansiyon değişikliklerinde de uçuşan cisimler görülebilir.

Hangi Uçuşmalar Hastalık Belirtisi Sayılabilir?

Uçuşan cisim belirtisi çoğunlukla masum bir belirti olup herhangi bir tedavi gerektirmez ve zamanla kaybolur. Bununla birlikte şu durumlarda ciddi olabilir:

► Ani gelişen şiddetli uçuşmalar,
► Beraberinde görme azalması, görme alanı daralması, ağrı, kızarıklık gibi belirtilerin eşlik ettiği uçuşmalar ciddi olabilir ve bir göz doktoru muayenesini gerektirir.Göz muayenesinde retina yırtıkları, retina dekolmanı, üveit gibi hastalıklar tespit edilirse tedavi gerekir. Eğer herhangi bir hastalık tespit edilemezse tedaviye gerek yoktur ve şikayetler zamanla azalır.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı yılmazcan

  • Altınörs idmanyurdu
  • **
  • İleti: 74
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #9 : Mart 19, 2010, 01:43:09 S »
göz altlarımda yıpranmalar ve bezeler var bundan nasıl kurtulabilrim

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #10 : Mart 19, 2010, 05:01:33 S »
göz altlarımda yıpranmalar ve bezeler var bundan nasıl kurtulabilrim

Bu yağ kistlerine biz tIpta KSANTOLESMA diyoruz. Yağ bezlerinden gelen salgıların deri altında kalıp zamanla sertleşmesidir.

Yağ bezi salgılarının kandaki kolesterol düzeyi ile hiçbir ilgisi yoktur.

TEDAVİ:
* CERRAHİ TEDAVİDE KESİ İZLERİ KALIR.

* KOTERLE YAKILIRSA YANIK İZLERİ KALIR.

* EN ETKİN VE İZ BIRAKMAYAN TEDAVİ YÖNTEMİ LAZERDİR.

Bu yöntemde biz tamamen farklı bir lazer kullanıyoruz. Bu lazer derinin üst tabakasını kat kat buharlaştırır. Yağ tabakasının üstündeki deri buharlaşınca ortaya çıkan yağ tabakası kazınıp alınır. 1-2 hafta içinde hiçbir iz kalmadan tamamen iyileşir
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #11 : Mays 08, 2010, 10:46:08 »
Göz tansiyonu
Glokom yani göz tansiyonu hiçbir belirti vermeyen sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit edilebiliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.

Glokom, halk adında bilinen ismiyle göz tansiyonu hayatın her döneminde görülebiliyor. Kısaca göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinde oluşan tahribat olarak tanımlanıyor. Hastalık hiçbir belirti vermiyor, ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit ediliyor. Bu nedenle de gözün sinsi hastalığı olarak nitelendiriliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda ise körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.

En fazla körlük yapan hastalık

Glokom dünyada en fazla körlük yapan, ancak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Glokomda erken teşhis çok önemlidir. Çünkü glokom, erken dönemde tedavisi yapılabilen, geciktiğinde ise tedavisi mümkün olmayan bir göz rahatsızlığıdır. Sinsi ilerleyen bu hastalık, hastaların yüzde 90ında hastanın herhangi bir şikayeti olmadan ancak göz hekimi tarafından muayene sonucu ortaya çıkarılabilmektedir. Geriye kalan yüzde 10 glokom hastası şikayeti nedeniyle göz hekimine başvurmaktadır.

Risk Grupları

Genellikle 45 yaş sonrasında, ailesinde glokom hastalığı olanlarda, şeker hastalarında, yüksek miyopisi olan hastalarda, düzenli tedavi edilmeyen hipertansiyonlu hastalarda, uzun süre kortizon tedavisi altında olanlarda glokomun görülme riski daha yüksek olmaktadır.

Normal bir insanda gözün içindeki göz içi basıncının 10-20 mm Hgdir. Ancak göz içi basıncı 20nin üzeri olan her hastada glokom olmayabilir. Örneğin; oküler hipertansiyon dediğimiz hastalar vardır ki, bunların göz içi basınçları 20nin üzerindedir. Ama göz sinirinde problem yoktur. Yalnız bilinmelidir ki, oküler hipertansiyon hastalarının yüzde 25i daha sonra glokom hastalığına yakalanabilmektedir. Bu nedenle bu hastaların 6 ayda bir göz hekimine başvurmaları gerekmektedir.

Teşhis ve Tedavi

Glokom hastalığının erken teşhisi, teknolojik imkanlar sayesinde günümüzde kolaylıkla yapılmaktadır. En etkili teşhis, normal yıllık göz muayeneleri sırasında göz içi basıncının ölçülmesi ile olmaktadır. Diğer teşhis yöntemleri arasında; göz dibi muayenesi, bilgisayarlı görme alanı, NFA ve TopSS yer almaktadır.

Tedavi; hastalığın teşhis edildiği andaki göziçi basıncı değeri ve görme sinirindeki hasar derecesine göre düzenlenir. Tedavinin esas amacı göziçi basıncını normal değerlerde tutarken, görme siniri ve dolayısıyla görme derecesini korumaktır. Glokomun bulunduğu devreye göre düzenlenecek tedavi sırasıyla; medikal tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavidir.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #12 : Haziran 03, 2010, 10:25:17 »
Göz Hastalıkları > Glokom (Göz Tansiyonu)
Glokom, göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen glokom tipi açık açılı glokomdur.
Glokom nasıl teşsih edilir ?
Özellikle, kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır.

Glokom, çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir.

Ayrıca, bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır ve acil tedavi gerekir.

Glokom teşhisinde göz doktorlarının kla... olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.
Glokom erken teşhis edilmezse ne olur ?
Glokom, sinsi bir hastalıktır. Çoğunlukla ileri dönemlere kadar hiçbir belirti vermez ve doktor muayenesi olmadıkça ortaya çıkarılması güç bir hastalıktır. Glokom yavaş seyreden, fakat sürekli ilerleyen ve giderek göz siniri tahribatına yani görme kaybına yolaçan karakteristik bir belirtisi bir belirtisi olmayan kronik bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kesinlikle görmenin tümüyle kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve hasta yakınlarına tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta, hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde olmadığında çoğunlukla tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır.
Glokomun değişik tipleri varmıdır ?
Glokom başlıca açık açılı ve kapalı açılı glokom olmak üzere iki tipte görülebilir.

AÇIK açılı glokom: Glokomların %85-90'ı bu tiptedir. Açık açılı glokomlu hastalarda hastalık belirgin bir belirti vermeden sinsi seyrini sürdürür ve hasta, hastalığının farkında olmaz. Ancak son döneme yaklaştıkça görmesinin bozulduğunu ve azaldığını farkeder ve doktora başvurur. Fakat bu durumdaki bir hastada, göz siniri büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmıştır. Yapılacak tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kaybolan görme geri çevrilmez. Glokom görülme sıklığı özellikle 40 yaşından sonra artış gösterir. Tüm glokomların %90'ı 40 yaşın üzerinde kişilerde görülmektedir. Bu nedenle, 40 yaş üzerindeki kişilerde göz muayenesi sırasında, göziçi basıncının ölçülmesi göz doktorları için bir kural haline gelmiştir. Özellikle ailesinde glokomlu olanlar, kendilerinde glokom olma olasılığının daha yüksek olduğunu bilerek 40 yaşından sonra hiç olmazsa yılda bir kez göz muayenesi olup göz tansiyonlarını ölçtürmelidirler.

KAPALI açılı glokom: Glokomlu hastaların %5-10 kadarını oluşturur. Bu tip glokom yukarıda anlatılan ve çoğunluğu oluşturan sessiz gidişli, belirti vermeyen, sinsi glokom tipinin tam tersine çok gürültülü bir tabloyla ortaya çıkar. Açı kapanması glokomu veya akut glokom krizi olarak isimlendirilen bu tabloda, birden gözde şiddetli ağrı, kızarıklık, görmenin bulanıklaşması ve azalması, ışığa hassasiyet, bulantı, kusma belirtileri ortaya çıkar. Bu tabloyla doktora başvuran hastanın göz tansiyonu genellikle 40-50 mm veya daha yüksek civa basıncı gibi çok yüksek düzeylerde bulunur. Bu yüksek göz tansiyonunun acilen ilaç tedavisiyle düşürülüp hastanın ameliyata alınması ve probleminin halledilmesi gerekir. Aksi halde, hasta doktora başvurmakta gecikirse bu yüksek göz tansiyonu ile birkaç gün içinde tam görme kaybı oluşur. Bu belirtilerin görüldüğü hastanın ağrı kesicilerle ağrıyı azaltmaya çalışmadan, bir an önce doktora başvurması gerekir.

En çok görülen bu iki glokom tipinden başka bir de sekonder glokom adı verilen bir glokom türü mevcuttur. Sekonder glokomda, gözde göziçi basıncının yükselmesine neden olan bir hastalık vardır. Bu, değişik nedenlerle oluşan göziçi kanamaları, göziçi iltahapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler (travma), ileri dönemdeki katarakt gibi çok değişik sebeplerle olabilir.
Glokom tedavi edilebilen bir hastalık mıdır ?
Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir.
Glokomun tedavi yolları nelerdir ?
İlaç tedavisi: Glokomun ilaçla tedavisinde kullanılan birçok damla mevcuttur. Bu damlalar değişik mekanizasyonlarla göziçi basıncını düşürürler. Göziçi basıncı düşürülmeye çalışılır. Başarılı olunamazsa, ikinci damla eklenir. Yine göz tansiyonu düşmezse tedaviyi yapan doktorun anlayışına göre üçüncü damla eklenir (bu tartışmalıdır) veya diğer tedavi yöntemlerine başvurulur.
Damla tedavisine başlamadan önce hastada kalb-akciğer rahatsızlığı olup olmadığı araştırılmalıdır. Çünkü glokom tedavisinde kullanılan damlaların bazıları, solunum zorluğuna ve kalbde ritm bozukluklarına yolaçabilir. Bu nedenle bu tür ilaçlar dikkatle kullanılmalıdır. Yine bazı tür glokom damlaları da görme bulanıklığına, gözde ağrıya, başağrısına allerjik reaksiyonlara neden olabilirler. Glokomlu bir hastada göziçi basıncı damla tedavisi ile normal düzeyde seyrediyorsa ve sürekli bu düzey korunuyorsa, hasta bu damlaları sürekli ve düzenli olarak hayat boyu kullanmak zorundadır.

LASER tedavisi: Glokom tedavisinde, ilaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda laser, ameliyattan önce uygulanabilen bir tedavi seçeneğidir. Laser tedavisi çok yüksek olmayan göziçi basınçlarını normal düzeye indirebilir. Etki süresi genellikle 2-3 yıl kadardır. Sonra göziçi basıncı tekrar yükselebilir. Uygun hastalarda laser, etkili bir tedavi alternatifi olabilir.

CERRAHİ tedavi (Ameliyat): Eğer, glokomlu bir hastada göziçi basıncı kullanılan bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, göz siniri tahribatı giderek ilerliyor ve görme alanı giderek kötüleşiyorsa ameliyat gerekli olur. Ameliyat gerekli olduğu halde ertelenirse hasta görmesini günden güne kaybeder. Glokom ameliyatı lokal anestezi ile yapılır. Ameliyatta yapılan işlem, gözdışına çıkmakta zorlanan ve böylece göziçi basıncının artmasına neden olan göziçi sıvısının çıkışını kolaylaştırmaktır. Bunun için değişik teknikler mevcuttur. Glokom ameliyatları, eğer hasta bebek veya çocuk ise genel anestezi ile, erişkin hastalarda ise lokal anestezi ile yapılır. Ameliyattan sonra hastanın yatması gerekli değildir. Bazen ameliyattan sonra, göziçi basıncı tekrar yükselebilir. O zaman ikinci kez glokom ameliyatı yapmak gerekebilir. Bazı inatçı glokom türlerinde standart ameliyat teknikleriyle sonuç almak mümkün değildir. Bu durumda da göze bazı tüpler (valfler) yerleştirerek, yüksek göziçi basıncı düşürülmeye çalışılır
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #13 : Haziran 26, 2010, 09:52:52 »
GÖZDE SİNEK UÇUŞMALARI TEHLİKELİ OLABİLİR




Gözde sinek uçuşmaları baktığınız yerde gözüken karaltılar, sinekler yada gölgelerdir. Özellikle duvar ya da gökyüzü gibi düz bir zemine baktığınızda belirgin olarak gözükürler. Bunlar aslında gözün merkezinde bulunan vitreus isimli jelimsi saydam bölümde meydana gelen değişiklik ve hücre kalıntısı birikintileridir. Karaltılar önünüzde gibi gözüksede aslında gözün içinde yer almaktadırlar. Gözün hareket etmesi bu karaltıların hareket etmesine neden olmaktadır.

 

 

 

GÖZDE SİNEK UÇUŞMALARI NEDEN OLUR?

   
Orta yaşlarda vitreus dejenere olmaya başlar ve içinde mikroskobik kümeler ve çizgiler oluşur. Vitreusun küçülmesi ile vitre normalde yapışık olduğu retinadan ayrılabilmektedir.Bu duruma vitreus dekolmanı adı verilir ve uçuşmaların sık nedenlerinden biridir.Bu durum myoplarda, katarakt ameliyatı geçirmişlerde ve Yag Lazer uygulanmışlarda daha sık görülür.Özellikle uçuşmalar aniden meydana geldilerse çok önemlidirler. Ancak genelde normal yaşlanmanın neden olduğu önemsiz bir olaydır.

SİNEK UÇUŞMALARI ÖNEMLİ MİDİR?

Vitreus retina yüzeyini kaplamaktadır. Vitrenin dejenerasyonla çekilmesi retinada da gerilmelere ve kanamalara neden olmaktadır. Bu kanama yeni uçuşmalar olarak gözükür ve ardından gelecek olabilen bir retina dekolmanının habercisidirler.


Aniden meydana gelen uçuşmalar ve ışık çakmaları gözünüzde oluşuyorsa , baktığınız noktanın kenarlarını görememeye başladıysanız acilen göz doktorunuza başvurmanız  gerekmektedir. 

 

 

SİNEK UÇUŞMALARIYLA İLGİLİ OLARAK NE YAPABİLİRİM?

Özellikle kitap okurken gözünüzdeki uçuşmalar sizi rahatsız edebilir. Tedavi gerektirmeyen bu durumda karaltılar zamanla kendiliğinden azalabilmektedir. Eğer tam baktığınız yerde varsa gözünüzü basitce yukarı aşağı çevirerek karaltının kaybolmasını sağlayabilirsiniz.

 

GÖZDE IŞIK ÇAKMALARININ NEDEN OLUR?

Vitreus retinayı çektiği zaman ışık çakmaları şeklinde ilüzyonlara neden olabilmektedir. Bu gözünüze darbe aldığınızda gördüğünüz yıldızlara benzemektedir. Bu durum bazen haftalarca, aylarca sürebilmektedir.

Çoğu zaman yaşa bağlı bu durum gözüksede ışık çakmaları çok sayıda uçuşan cisimlerle birlikte oluşmaya başladıysa, baktığınız alanda belli bölgeleri görmemeye başladıysanız acilen göz doktorunuza ulaşmanız gerekmektedir. Göz doktorunuz retinada herhangibir yerde yırtık yada dekolman gelişip gelişmediğini ekarte etmelidir. 

 

 


 Aynı uçuşmalarda olduğu gibi gözünüzde aniden ışık çakmaları başladıysa göz doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....

Çevrimdışı gazili01

  • Yetkili Moderatör
  • İmalat-ı Harbiye
  • *****
  • İleti: 310
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
Ynt: Göz Hastalıkları<br>
« yanıtla #14 : Austos 16, 2010, 09:21:22 »
GÖZ TANSiYONU NASIL OLUŞUR?

Aköz humor denilen şeffaf bir sıvı gözün içine ve gözün dışına akmaktadır.Bu sıvı göz dışındaki göz yaşı tabakasının bir parçası değildir.Göziçi sıvısının akışını musluğu her zaman açık olan bir lavabo gibi düşünebilirsiniz.Su borusu tıkanırsa su lavaboda birikir ve basınç yükselir.Gözden çıkış kanalı tıkanırsa göz içindeki basınç artar ve buna bağlı olarak göz sinirinde zedelenme oluşur.



 

GöZ TANSiYONU ÇEŞiTLERi NEDiR?
Açık Açılı Göz Tansiyonu   
Bu en sık görülen glokom tipidir ve yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkar.Göz sıvısının akışı zamanla yetersiz hale gelir ve göz içindeki basınç kademeli olarak yükselir.Basınç artışı göz sinirinde tahribat yaparsa Açık Açılı Glokom ortaya çıkar.Yetişkinlerde görülen glokomun %90’ından fazlası Açık Açılı Glokomdur. 

Açık açılı glokomda görme kaybı çok yavaş ortaya çıkar ve ağrı görülmez.Bu nedenle genellikle göz sinirinde ciddi bir hasar gelişmeden fark edilmeyebilir.

Kapalı Açılı Göz Tansiyonu
Gözdeki kanal sistemi bazen tamamen tıkanabilir.Küvet içinde yüzen kağıt parçalarının birden dibe çökerek küvetin çıkışını aniden kapatması gibidir.Göz içinde iris çıkış kanalını kapatarak göz içi basıncını yükseltir.

Basıncın aniden yükseldiği durumlara Akut Açı kapanması Glokomu denilir ve şu belirtiler görülür:

Bulanık Görme
Şiddetli göz ağrısı
Baş ağrısı
Işık etrafında haleler
Bulantı ve kusma
Bu belirtiler olduğunda acil olarak doktorunuza ulaşınız.Bu durum tedavi edilmezse açı kapanması glokomuna bağlı körlük ortay açıkabilir.Bu durumun daha sinsi ve ağrısız bir diğer tipine kronik açı kapanması glokomu denir.

GÖZ TANSiYONU NASIL TEŞHiS EDiLiR?

Göz tansiyonunu teşhis etmede en iyi yol düzenli göz kontrolleridir.Göz tansiyonunu teşhis etmek amacıyla şu incelemeler yapılır:

Göz tansiyonu ölçümü (Tonometri)
Göz içi açıların muayenesi (Gonyoskopi)
Görme siniri muayenesi (Oftalmoskopi)
Görme alanı testi (Perimetri)

GÖZ TANSiYONU RiSKi KiMLERDE VARDIR?

Göz içi basıncının yüksek olması sizde glokom olduğu anl... gelmez.Bunun yanında diğer bütün bilgileri değerlendirerek glokom riskiniz değerlendirilmelidir.

Glokom riskinin arttığı en önemli durumlar şunlardır:

İleri yaş
Miyopi
Ailenizde göz tansiyonu varsa
Göz yaralanmaları
Geçirilmiş şiddetli kansızlık veya şok
Siyah ırk
Bütün bu durumlar değerlendirilerek glokom  tedavisine gerek olduğuna karar verilir veya glokom ihtimaline karşı düzenli takipler yapılır.Gokom gelişme ihtimali normalden daha fazlaysa düzenli muayeneler gherekir böylece göz sinirinde tahribat ortaya çıkmadan erken teşhis yapılmış olur.

GÖZ TANSiYONU NASIL TEDAVi EDiLiR?
Göz tansiyonuna bağlı tahribat tekrar düzelmez.Tedavide kullanılan ilaçlar,damlalar,lazer ve ameliyatlar sadece mevcut hasarın ilerlemesini yavaşlatır veya engeller.Glokomun her çeşidinde görme kaybını engellemek amacıyla düzenli muayeneler oldukça önemlidir.Siz farkında olmadan glokom kötüye gidebileceği için zaman içinde tedavinizin değiştirilmesi gerekebilir..

Damla Tedavisi
Glokom genellikle damlalarla kontrol altına alınabilir.Bu damlalar ya göz sıvısı yapımını yavaşlatarak veya göz sıvısının dışarı akışını artırarak göz basıncını düşürürler.Düzenli ve devamlı olarak kullanıldığında bu ilaçlar etkili olur.

Glokom ilaçlarının bazı yan etkileri ortaya çıkabilir:

Batma
Kanlanma
Bulanık görme
Baş ağrısı
Nabız veya solunumda değişiklik
Lazer Tedavisi
Lazer tedavisi glokomun farklı tiplerinde etkili olabilir.Lazer genellikle 2 şekilde kullanılır:
Açık açılı glokomda basıncı kontrol etmek amacıyla göz açısına lazer uygulanır.Açı kapanması glokomunda lazer kullanılarak iriste delikler açılır ve böylece göz sıvısının göz açısına akışı kolaylaştrılır.

Ameliyatla Tedavi
Glokomu control etmek amacıyla ameliyat gerektiğinde göz sıvısının gözden dışarı akışını kolaylaştırmak amacıyla yeni akış kanalları oluşturulur.Yeni kanallar basıncın düşmesine yardımcı olur.



TEDAViDE SİZiN ROLÜNÜZ NEDiR?
Glokom tedavisinde siz ve doktorunuz bir ekip olarak çalışırsınız.Dokorunuz ilaç reçete edebilir bununla birlikte tedavinin başarısı size de bağlıdır.Doktorunuzla görüşmeden ilaçlarınızı kesinlikle değiştirmeyin veya bırakmayın.Değişikliklerin tesbiti için düzenli muayene ve testler göz sağlığınız açısından oldukça önemlidir.Tedavideki katkınızı her zaman aklınızda tutunuz.


GÖZ TANSiYONUNDA GÖRME KAYBI NASIL ÖNLENiR?
Göz tansiyonuna bağlı olabilecek görme kaybını engellemenin tek yolu düzenli göz kontrolleridir.

Ailenizde göz tansiyonu varsa,ciddi bir göz yaralanması geçirmişşeniz veya kortizon kullanıyorsanız her 1-2 yılda 1 defa göz kontrolü yapılmalıdır.
Bir gun ANKARAGÜCÜ gerçek ANKARAGÜÇLÜLERİN olacak....