Gönderen Konu: ORTALA SADIK ORTALA, BOMBALA HURUBEŞ BOMBALA....
 (Okunma sayısı 297 defa)

Çevrimdışı cce1910

  • Turan Sanatkaran Gücü
  • *
  • İleti: 2
  • +1910:Teşekkür Sayısı 0
ORTALA SADIK ORTALA, BOMBALA HURUBEŞ BOMBALA....
« : Ocak 09, 2010, 12:48:18 S »
ORTALA SADIK ORTALA, BOMBALA HURUBEÞ BOMBALA.... 
Ankaragücü'nün efsanevi kadrosunun 3 yýldýzý Maradona Sadýk, Hurubeþ Mehmet ve Deli Ýhsan, Ziya Adnan ve Necdet Özkazancý yaptýklarý söyleþide hem geçmiþi andýlar hem günümüzü deðerlendirdiler...
 Haber Detayý 27 Aralýk 2009 | 23:53 | Paylaþ8
 

Ankara’dan…

Mayýs 1981…

Baþkent Ankara’nýn sarý-lacivertli takýmý Ankaragücü 2. ligde mücadele ederken, daha önce dünya futbolunda hiçbir takýmýn baþaramadýðý bir mucizeye imza atýyor ve Türkiye Kupasýný müzesine ...ürüyordu.

Adil, Hikmet, Fuat, Ýhsan, Haluk, Taner, Cüneyt, Nazmi, Ýrfan, Mehmet, Sadýk…



Final maçýnýn bitiþ düdüðüyle birlikte Bolu Stadýnda tel örgülerin üzerinden taraftarlarýnýn üzerine atlayýp onlarla kucaklaþan futbolcular… Kaptan Adil’in, tribündeki taraftarlarýn üzerine uçtuðu o aný ölümsüzleþtiren ve Avrupa’da yýlýn fotoðrafý seçilen unutulmaz kare…

Dönüþ yolunda Bolu’dan Ankara’ya uzanan kilometrelerce uzunluktaki konvoy…

Ve Ankara 19 Mayýs Stadý’nýn tribünlerinden dalga dalga yayýlan tezahürat:

‘Gururluyuz Güçlüyüz, biz Ankaragüçlüyüz…’

‘Ortala Sadýk ortala! Bombala Hurubeþ bombala!’

O tarihten günümüze kadar bir daha hiçbir 2. Lig takýmý Türkiye Kupasýný kazanamadý. Ama kaderin cilvesine bakýn ki, yýllardýr “Kupa Beyi” olarak anýlan Ankaragücü de kupa alamadý.

***

O günden 28 yýl sonra…

Aralýk 2009…

Sevimsiz geçen bir yýlýn son günlerinde, o efsane kadrodan ‘Maradona Sadýk’, ‘Hurubeþ (Hrubesch) Mehmet’ ve ‘Deli Ýhsan’ ile bir araya geldik, þimdi çok geride kalmýþ olan o eski güzel günleri yâd ettik. Biz sorduk, onlar yanýtladý.

Ziya Adnan: Yeni taraftar nesli sizleri hiç tanýmýyor. Bize kýsaca kendinizi tanýtýr mýsýnýz?

Maradona Sadýk (Sadýk Aksöz): Futbola Ankara Demirspor’da baþladým. Ýki yýl Ankara Demirspor genç takýmýnda, bir yýl da ‘A’ takýmýnda oynadým. 1976 yýlýnda Gaziantepspor’a transfer oldum. Ýki yýl da Gaziantepspor’da oynadýktan sonra 1978 yýlýnda Ankaragücü’ne geldim ve 1986 yýlýna kadar Ankaragücü formasýný giydim. Daha sonra bir yýl kiralýk olarak Gençlerbirliði’nde ve sonra da Hacettepe’de oynadýktan sora 1988 yýlýnda futbolu býraktým.

Hurubeþ Mehmet (Mehmet Þahin): Ankara 1957doðumluyum. Amatör olarak Ziraat ve daha sonra da Günespor’da oynadýktan sonra 1980 yýlýnda Ankaragücü’ne geldim. 1986 yýlýna kadar Ankaragücü’nde forma giydikten sonra Adana Demirspor’a transfer oldum. Sonra da 1987 yýlýnda kiralýk olarak Kahraman Maraþspor’da oynadým.

Deli Ýhsan (Ýhsan Kavak): Batman 1955 doðumluyum. 1970 yýlýnda Gençlerbirliði genç takýmýnda futbola baþladým. 1972’de (A) takýmýnda oynadým. Sonrasýnda Fenerbahçe ve Bursaspor’da forma giydim. 1980 yýlýna kadar Bursaspor’da oynadým. 1980-81 sezonunda Ankaragücü’ne transfer oldum. 1985 yýlýna kadar Ankaragücü’nde kaldým. 1986 yýlýnda Gençlerbirliði’nde futbolu býraktým.

Ziya: Her zaman merak ettiðim konulardan biri, sizin ayný takýmda bir araya gelmeniz bilinçli bir teknik direktör seçimi miydi, yoksa tamamen bir rastlantý mýydý?

Sadýk: Tamamen bir rastlantýydý.

Necdet Özkazancý: Yani, ‘Sadýk ortayý yapsýn’, ‘Mehmet kafayý vursun’ gibi bir düþünce yoktu. Öyle mi?

Mehmet: Evet. Gerçi Ankaragücü yönetimi o sezon güçlü bir takým kurmak için kollarý sývamýþtý. Ama bizim bir araya gelmemiz tesadüf oldu.

Ýhsan: Örneðin ben Bursaspor’dan Sakaryaspor’a gidiyordum. Son anda Baskýn Soysal hocamýz beni Ankaragücü’ne getirdi. (Bu arada Ankaragücü’nün efsane kalecilerinden Baskýn Soysalý rahmetle anýyoruz.)

Sadýk: Ben 1978 yýlýnda Ankaragücü’ne geldiðimde takým küme düþmüþtü. Ancak 1. Ligdeki kadrosunu aynen korumuþtu. O sezon 2.ligde mücadele ettik ve grup ikincisi olduk.

Ziya: Yani, Kadri Aytaç ile 1.lige çýkamayan takýma gelmiþtiniz.

Sadýk: Evet. O sezon Kayserispor ile Ýzmir’de 1.lige yükselme maçýnda yenildiðimiz için 1. lige çýkamadýk. Bunun üzerine kadro daðýtýldý ve genç futbolcularla yola devam kararý alýndý. Yönetim, takýmýn ligde tutunmasýný hedefliyordu. Ama biz umulanýn üzerinde bir performans göstererek, Mersin Ýdmanyurdu’nun þampiyon olduðu grupta 3. olarak 1. Lige yükselme maçý oynama hakkýný kýl payý kaçýrdýk. 1980-81 sezonunun baþýnda ise yönetim þampiyonluðu hedefleyerek takýma ciddi takviyeler yaptý. Ýþte Ýhsan, Cüneyt, Mehmet  gibi isimler o zaman takýma katýldý.

Necdet: Þimdiki taraftarlarda pek göremiyoruz ama sizin oynadýðýnýz o yýllarda, taraftarlar futbolcularýn birçoðuna lakap takmýþtý: Maradona Sadýk, Hurubeþ Mehmet, Deli Ýhsan, Bonhof Nazmi, Kaptan Adil gibi… Bunlar taraftarlarýn, tuttuklarý takýmýn futbolcusuna olan sevgilerini göstermelerinin bir yolu gibi geliyor bana. Siz nasýl görüyordunuz, taraftarýn sizi lakabýnýzla anmasýný?

Sadýk: Sanýyorum taraftarlar özelliklerimize bakýp, bizi yabancý ünlü futbolcularla özdeþleþtiriyorlardý. Örneðin benim oyun stilimi ve sol ayaklý olmamý Maradona’ya, Mehmet’in uzun boyuyla hava toplarýna olan hâkimiyetini ve kafa gollerini Hurubeþ’e, Nazmi’nin uzaktan sert ve isabetli þutlarýný Bonhof’a benzettikleri için olsa gerek böyle lakaplar takmýþlardý. Bizim için de hoþ bir duyguydu tabii.

Necdet: Bir insana “Deli” derseniz belki de çok kýzar ve kavga bile çýkarýr ama taraftar Ýhsan’a “Deli” dediði zaman bu bir anda sevgi sözcüðü haline geliyor sanki.

Ýhsan: Evet. Ben bazý maçlarda sakat sakat, hatta bazen kýrýk kaburgayla bile oynadým. Gerektiðinde savunmada sert mücadeleden kaçýnmadým. Bu, belki de bir delilik… Ama baþka seçenek de yoktu. Kadro çok kýsýtlýydý. 14 futbolcuyla maça çýktýðýmýz zamanlar oldu. Sakat sakat da olsa oynamak zorundaydýk.

Ziya: O zaman da günümüzdeki gibi yüksek transfer ücretleri var mýydý? Günümüzle kýyasladýðýmýzda ortaya çýkan rakamlar nasýldý?

Ýhsan: O dönemde bu kadar yüksek transfer ücretleri yoktu. Bir kýyaslama yapacak olursak bugün bir futbolcunun aldýðý bir maçlýk galibiyet primi o zamanýn neredeyse bir yýllýk transfer ücretine eþitti. Çünkü o zamanlar kulüpler ciddi sýkýntýlar içinde yaþamaya çalýþýyorlardý. Malzeme sýkýntýsý vardý. Örneðin maç topumuz bir taneydi. Eski Ankaragücü Stadý’nda antrenman yapardýk. Toprak zeminli saha zýmpara gibiydi. Yaðmurlu günlerde balçýk olurdu ve biz bu þartlarda maçlara hazýrlanýrdýk.

Ziya: O zamanlar Ankaragücü Stadý daha yýkýlmamýþtý deðil mi?

Ýhsan: Evet. O statta yatakhane vardý ve 14 kiþi bir odada yattýðýmýz olurdu.

Sadýk: Hatta çok iyi anýmsýyorum. Yemeklerimiz MKE’den gelirdi.

Ziya: Peki o dönemin havasýný bize anlatýr mýsýnýz? Takým olarak, yönetim olarak, taraftar olarak, tribün olarak özetler misiniz? Þöyle bir geçmiþe dönseniz orada nasýl bir Ankaragücü vardý?

Mehmet: Her þeyden önce takým içinde büyük bir dostluk, samimiyet ve kardeþlik vardý. Kocaman bir aile gibiydik. Þunu belirtmeden geçemeyeceðim. O dönemde Ankaragücü her futbolcunun forma giymek isteyeceði bir kulüptü. Ankaragücü bir idoldü. Ankaragücü’nde oynamak bile baþlý baþýna bir þerefti.

Ýhsan: (Gülerek) Daha sonra yýllarca Galatasaray’ýn kalesini koruyacak olan Eser ile birlikte Ankaragücü’nün seçmelerine gitmiþtik. Bize sýra gelmediði için Fehmi hoca bizi Gençlerbirliði’ne ...ürdü. Ama Ankaragüçlüydük. Zaten o zamanlar Ankaralý her futbolsever çocuðun formasýný giymek istediði takým Ankaragücü’ydü. Herkesin gözü küçüklüðünden itibaren Ankaragücü’ndeydi.

Mehmet: Benim Ankaragücü’ne gelmemde hepimizde büyük emeði olan rahmetli Veli Necdet Arýð’ýn katkýsý olmuþtur. Kendisini rahmetle anýyorum.

Necdet: Mehmet, sen Ankaragücü’ne amatör kümeden geldin. O dönemde Ankaragücü yöneticilerinin amatör kümeleri izleyip keþfettikleri futbolcularý kulübe kazandýrdýklarýný anýmsýyoruz. Günümüzde de amatör kümelerin izlenip izlenmediði konusunda bilginiz var mý?

Mehmet: Ýzlediklerini pek sanmýyorum. Zaten takýma bakýldýðýnda da izlenmediði belli oluyor.

Sadýk: O dönemde altyapýdan da çok futbolcu geliyordu. Fuat, Hasan, Ýrfan gibi önemli oyuncular çýkmýþtý. Ankaragücü’nün altyapýya önem verdiði bilindiði için genç futbolcular Ankaragücü’ne kapaðý atmaya çalýþýrlardý.

Necdet: Peki, o zamanlar tribün manzaralarý nasýldý? Sahaya çýkarken tribünleri gördüðünüzde ne hissederdiniz?

Ýhsan: Ben Ankaragücü’ne 1.ligdeki Bursaspor’dan gelmiþtim. Ýlk maçýmda sahaya çýkarken tribünleri gördüðümde çok þaþýrdým; gözlerime inanamadým. Takým 2. ligdeydi ama stat týklým týklýmdý. Ayrýca günümüzdeki gibi tribün gruplarý yoktu. Bütün tribünler tek sesti.

Sadýk: Çok ilginç bir durumdur. Biz, birçok maç öncesinde Ankaragücü Stadýndan 19 Mayýs Stadýna, taraftarlarla kol kola yürüyerek girmiþizdir. Böyle içten ve samimi bir hava vardý. Þimdiki gibi tribün kutuplaþmalarý yoktu. Herkes yalnýzca Ankaragüçlüydü. Çok güzel ve zevkli günlerdi.

Ziya: Necdet Abi ile geçen hafta Sivasspor maçýný Gecekondu tribününde izledik. Her tribünden ayrý bir tezahürat yapýlýyordu ve kimin ne söylediði anlaþýlmýyordu.

Ýhsan: Takým baþarýlý olsa, ben tribünlerin birleþeceðine inanýyorum.

Ziya: Ben þahsen, takým sahaya çýkarken tribünlerde “Gururluyuz Güçlüyüz Ankaragüçlüyüz!” tezahüratýnýn söylenmemesinden üzüntü duyuyorum.

Sadýk: Burada bir ekleme yapmak istiyorum. Ýstanbul takýmlarý ile oynadýðýmýz maçlarda, örneðin bir Fenerbahçe maçýnda Ankara 19 Mayýs Stadýnýn tribünleri tamamýna yakýný Ankaragüçlü taraftarlardan oluþurdu; 1500 civarýnda da Fenerbahçe taraftarý olurdu.

Ziya: Taraftarlarla ilgili ilginç bir anýnýz var mý?

Mehmet: Ben bir anýmý kýsaca anlatayým: Ankara’da Fenerbahçe ile oynadýðýmýz maçtan önce stat dýþýnda taraftarlarla sohbete dalmýþtým. Sonra ýsýnmak için stada girmek istediðimde polis beni içeri almadý. “Yahu býrak gireyim, ben olmadan bu maç oynanamaz” diyorum. Polis de “Stat dolu, yer yok, giremezsin” diye cevap veriyor. Biz böyle tartýþýrken olayý gören Ziya Þengül, “Yahu bu adam olmadan maç oynanmaz, býrak girsin” dedi. Sonra biraz düþündü ve gülerek, “Aslýnda içeri almazsan fena olmaz ama gene de alman lazým” diye þaka yaptý.

Ziya: Kulüp baþkanlarý ve yöneticilerinin kulübe ve futbola bakýþý nasýldý?

Sadýk: Yöneticilerde tamamen amatörce bir bakýþ açýsý vardý. Kulüp için kendi ceplerinden para harcarlardý.

Ýhsan: Sabri Mermutlu çok büyük bir baþkandý. Baþkanlýðý býrakýrken, bizim bütün alacaklarýmýzý cebinden ödedi ve kulübü borçsuz olarak yeni yönetime teslim etti. Ayrýca yöneticileri de toplayarak, alacaðý olan varsa bana gelsin ödeyeyim demiþti. Bunu hiç unutmam. 12 yýllýk baþkanlýðý sonrasýnda kulübü borç bataðýnda býrakan Cemal Aydýn ve yönetimini gördüðümüzde Sabri Mermutlu’nun yaptýklarýnýn deðerini daha iyi anlýyoruz.

Mehmet: Transfer görüþmelerinde yöneticilerden oluþan bir heyetin önünde, onlara olan güvenimiz ve saygýmýz sebebiyle boþ mukaveleye imza atýp çýktýðýmýz çok olmuþtur.

Sadýk: Onlarýn amatörce bakýþ açýsý ve takým sevgisi bize de yansýr ve mesleðimize amatörce bakmamýzý saðlardý. Verdikleri sözleri de yerine getirirlerdi.

Necdet: Ýltifat ediyor gibi olmasýn ama þu andaki Ankaragücü futbolcularýna baktýðýmýzda bir Maradona Sadýk, bir Hurubeþ Mehmet, bir Deli Ýhsan kalitesinde ve yüreðiyle oynayan futbolcularý pek göremiyoruz. Keþke o zaman deðil de þimdi futbolcu olsaydým dediðiniz zamanlar oluyor mu?

Sadýk: (Gülerek) Olaya maddi açýdan bakarsak oluyor tabii.

Necdet: Transfer teklifleri alýyor muydunuz?

Sadýk: Tabii alýyorduk. Ama o günün þartlarýnda bir takýmdan diðerine transfer olmak kolay deðildi.

Mehmet: Örneðin beni Beþiktaþ istemiþti ama yönetim vermemiþti.

Ýhsan: Mukavelenin süresi dolduðunda kulübün temdit etme (süresini uzatma) hakký vardý. Kulübün satýþa çýkardýðý bir futbolcu için belirlenen transfer ücretini ödeyecek kulüp çýkmazsa, futbolcunun kendi kulübü satýþ bedelinin beþte birini ödeyerek sözleþmeyi uzatabilirdi.

Ziya: Yani kulüp istemedikten sonra futbolcunun kulüpten ayrýlmasý imkânsýz gibi bir þeydi. Öyle mi?

Sadýk: Evet. Çoðumuzun sözleþmesi böyle uzatýlarak kulüpte kalmýþýzdýr.

Ziya: O zamanlar kulüpte görev yapan yöneticiler Ankaragüçlü müydü?

Ýhsan: Hiç kuþkusuz öyle... Baþkan ve yöneticiler kulüp için ceplerinden çok para harcarlardý. Hatta eski baþkanlardan Güngör Türköz’ün Ankaragücü için harcadýðý paralar yüzünden iþlerinin bozulma noktasýna geldiði söylenir. Ondan sonraki baþkanlardan Nurettin Çarmýklý da kulüp için cebinden çok harcama yapmýþtý. Ama ne yazýk ki özellikle Cemal Aydýn döneminde bu iþler tersine döndü. Bir dergide yazdýðým son yazýda da bu konuyu iþledim. Ankaragüçlülük ruhunu, her þeyin amatörce olduðunu, yöneticilerin hep ceplerinden harcadýðýný, ama þimdiki yöneticilerin Ankaragücü’nü, kalburüstü insanlarla kiþisel iliþkilerini geliþtirmek amacýyla kullanmaya çalýþtýklarýný anlattým. Hele baþkanlar! Baþkanlar günümüzde Cumhurbaþkaný, Baþbakan, Bakanlar ile yan yana oturup maç izliyorlar. Cemal Aydýn Ankaragücü’ne baþkan olmadan önce kendisini kim tanýrdý? Üstelik kendisi Ankaragüçlü de deðil… Gençlerbirliði yöneticisiyken hasbelkader Ankaragücü’ne yönetici oldu, sonra da kulüp kaos içine girince Melih Gökçek’in baþkan olmasýný engellemek için, Karadenizli olan Mesut Yýlmaz’ýn desteðiyle kulübe baþkan yapýldý. Baþkan olmadan önce eski bir arabasý vardý. Baþkanlýktan ayrýlmýþ olduðuna göre, baþkan olduktan sonraki mal varlýðýný açýklamasýný istemek en doðal hakkýmýzdýr. Ben bu konu hakkýnda çok yazdým ama þimdiye kadar bir yanýt alamadým.

Ziya: Maçlara gidiyor musunuz?

Sadýk: Ben altý yýldýr maçlara gitmiyorum.

Ziya: “Neden?” diye sorsam…

Sadýk: Ben futbolu býraktýktan sonra da Ankaragücü’ne antrenör olarak hizmet ettim. Ama þimdi kýrgýným. Kulübün, eski futbolcularýndan yeterince yararlanmadýðýný düþünüyorum. Futbolu býraktýktan sonra teknik direktörlük yapan eski Ankaragüçlü futbolcularýn sayýsýnýn azlýðý zaten durumu özetliyor.

Mehmet: Biz de Ýhsan ile arada bir maçlara gidiyoruz.

Ziya: Sizin gibi Ankaragücü’ne mal olmuþ isimlerin antrenörlük olmasa bile kulüp bünyesinde bir þekilde hizmet verebilmesini beklerdim. Bu kadar dýþarýda kalmýþlýk neden?

Sadýk: Kulüp yönetimine karþý biraz kýrgýnlýk var. Ýþin doðrusu bizi tanýmýyorlar.

Ýhsan: Cemal Aydýn’ýn etrafýndaki yöneticiler bile, Ankaragücü ile ilgisi olmayan insanlar. Ayrýca futbolcu menajerleriyle olan iliþkiler de ayrý bir soru iþaretidir. Son yýllarda kulüpten onlarca yabancý futbolcu geldi geçti, bunlardan kaçýnýn isimlerini anýmsýyorsunuz? Bu dönemde Ankaragücü’ne 143 yabancý futbolcu gelip gitmiþ. Kaç liraya gelmiþler, kaç liraya gitmiþler? Bu konuda sorduðum sorularýn hepsi yanýtsýz kaldý.

Sadýk: Günümüzde maalesef Ankaragücü camiasýna mal olmuþ futbolcu yok. Örneðin ben, 1978’de geldim 1986’ya kadar oynadým. Mehmet 1980’de gelmiþ 1985’e kadar oynamýþ. Ýhsan sekiz yýl, Adil Kaptan 8 yýl, Haluk 12 yýl hizmet etmiþ. O kadro tesadüfen bir araya gelmiþti ama uzun yýllar birlikteliðini korudu ve birçok futbolcu camiaya mal oldu.

Necdet: Eski günleri bilenler, 1986 yýlýna kadar olan Ankaragücü kadrosunu ezbere sayabiliyorlar. Ama günümüzde maalesef bu mümkün deðil.

Sadýk: Çünkü o zamanlar uzun yýllar boyunca birlikte oynadýk. Biz gerçekten iyi bir takýmdýk. Ýkinci ligden çýktýðýmýzda, takýmý hiç bozmadan Halil Ýbrahim, Alper gibi birkaç takviye ile uzun yýllar hizmet verdik.

Ziya: Birleþme konusunda ne düþünüyorsunuz?

Sadýk: Aslýnda küme düþen Ankaraspor deðil, Ankaragücü’dür. Ankaragücü’nün kadrosundaki futbolcularýn çoðu, Beþtepe’deki personel dýþarýda kaldý. Ýþin aslýna bakarsanýz esasýnda olan Ankaragücü’ne oldu.

Ziya: Ligin ilk yarýsýnýn son maçýnda sahaya çýkan 11’in 9’u Ankaraspor’dan gelen futbolculardan oluþuyordu. Bu durumda istikrarlý bir kadrodan söz edilebilir mi?

Sadýk: Tabii ki söz edilemez.

Ziya: Ýyi bir takým olabilmek, bir takým ruhu yaratabilmek için altyapýdan yetiþmiþ en az 3-4 futbolcunun olmasý gerekir. Bunun en güzel örneði, UEFA Kupasýný kazanmýþ olan Galatasaray kadrosudur.

Mehmet: Maalesef günümüzde o ruhu görebilmek imkânsýz.

Ziya: Þu andaki durumu nasýl görüyorsunuz?

Ýhsan: (Gülerek) Þu anda bir þey göremiyoruz. Þu anda kimse kulüp hakkýnda bir fikir sahibi deðil. Ocak ayýndaki kongreden sonra neler olacaðýný ne Melih Gökçek, ne Cemal Aydýn ne de baþka bir kiþi biliyor. Cemal Aydýn kanadýnýn, 400 delege kaydýnýn iptali ve mahkeme kanalýyla genel kurulun toplanmasýný engellemek için giriþimleri olduðunu duyuyoruz. Eðer 400 delegenin kaydýnýn iptali gerçekleþir ve Cemal Aydýn tekrar yönetime gelirse zaten takým düþer. Çünkü 40 milyon lira borç var ve hiçbir futbolcuya para veremezler.

Ziya: Peki sizin oynadýðýnýz dönemlerde Ankaragücü kongre üyeliði, seçimler ve baþkanlýk nasýl gerçekleþirdi?

Ýhsan: Baþkanlýk seçimi 4 yýlda bir yapýlýrdý. Ortada bir rant olmadýðý için cebinden para verebilecek adamlar yönetime girerdi ve rant olmadýðý için taraftar da bu iþlere karýþmazdý.

Ziya: O dönemlerde cebinde parasý olup da yönetici olmak isteyen kiþilerde Ankaragüçlü olma zorunluluðu aranýr mýydý?

Ýhsan: Ýçinde Ankaragücü sevgisi olmayan zaten yönetime talip olmazdý. Çünkü rant yoktu. Örneðin Ýlhan Cavcav da aslýnda hasta Ankaragüçlüdür. Zamanýnda Ankaragücü’ne yönetici de olmak istemiþtir. Ancak Sabri Mermutlu da un sanayicisi olduðu için onu Ankaragücü’ne yönetici yapmamýþ ve Ýlhan Cavcav da Gençlerbirliði’ne baþkan olmuþtur.

Necdet: Merak ettiðimiz bir konu da Ankaragücü’nün kongre üyesi olup olmadýðýnýz?

Sadýk – Mehmet – Ýhsan: Hayýr. Kulübün kongre üyesi deðiliz.

Ziya: Tekrar geçmiþe dönersek, Bolu’da oynanan kupa finalinden sonra tel örgülerin üzerinden taraftarlarýn üzerine uçarak atlayan Kaptan Adil’in fotoðrafý Avrupa’da yýlýn spor fotoðrafý seçilmiþti. O anda neler hissetmiþtiniz?

Mehmet: Aslýnda planlanmýþ bir þey deðildi. Maç bitip de kupayý kazandýðýmýzda sevinçten ne yapacaðýmýzý þaþýrmýþtýk. Tel örgülerin üzerinde taraftarlarýn üzerine ilk atlayan futbolcu Ýhsan oldu.

 

Necdet: (Gülerek) Hiç yere düþeriz, beton tribüne çakýlýrýz diye bir korku aklýnýza gelmedi mi?

Mehmet: (Gülerek) Taraftarlarýn ellerinin üzerindesin zaten, bir þey olmaz ki!

Ýhsan: Ben, maç sonrasýnda sevincimizi paylaþmak için taraftarlarýn bulunduðu tribünün önüne gitmiþtim. O andaki duygularla tel örgülere nasýl týrmandýðýmý, taraftarlarýn üzerine nasýl atladýðýmý anýmsamýyorum. Birden kendimi taraftarlarýn ellerinin üzerinde buldum. Beni Mehmet, Adil, Fuat ve diðer futbolcular takip etti. Bolu’dan Ankara’ya muazzam bir konvoyla döndüðümüzü anýmsýyorum.

Sadýk: Ankara’ya geldiðimiz zaman 12 Eylül döneminin sokaða çýkma yasaðý olmasýna raðmen binlerce kiþi Cumhurbaþkanlýðý Köþkü önünde muhteþem bir kutlama yapmýþtý.

Ziya – Necdet: Bu güzel söyleþi için teþekkür ederiz.

Sadýk – Mehmet – Ýhsan: Biz de teþekkür ederiz.